Ayşegül Ilgaz
Ayşegül Ilgaz
Giriş Tarihi : 22-09-2020 18:27

Eksilmeden vermek, artmadan almak

9 Koronavirüs Dersi:

Ders-9: Paylaşmak

Bütünlenme zamanı geldi. Parçalanmışlar, yarım kalmışlar ya da bütünlenmek için planları olanlar... Parçaları toplamayın, tamamlanmaya çalışmayın, tüm planları suya atın. Çünkü bu zamanda hiçbiri işe yaramayacak. Yeni bir anlayış için eskiyi kenara koyma vakti...

Dünya sağlık örgütü, 11 Mart 2020 tarihinde Korona virüsün Dünya’da yayılmasını pandemi ilan etti ve hepimiz yaklaşık 7 aylık süreçte Korona'nın getirdiği düzene alışmak durumunda kaldık.

Alışkanlıklar insana sistem getirir ve böylece yaşanılanlar kontrol altına çok daha kolay alınabilir. Fakat bu kolaylık insanın normali haline geldiğinde bağımlılık haline gelebilir. Zorla alınan önlemler, bu yeni dünyaya çok da farkında olmadan alışmayı getirirken bizi bu düzene fazlasıyla bağlı kılmış olabilir.

Mesela işlerin ve eğitimlerin online platforma taşınmış olması başta zorlayıcıdır. Sosyal temasa açık ve alışık canlılar olarak tüm iletişim ve ilişkilerin online olarak ilerletilmesi aradaki mesafeyle beraber yalnızlık hissi getirebilir. Hele ki bu sistemlere çok da alışık olmayan kişiler bunun üzerine bir de adaptasyon zorluğu çekiyorsa o zaman geçiş dönmelerinin sıkıntısı bu halde çok daha zor hale gelmiştir. Fakat biliyoruz ki insan adaptasyon canlısıdır. Ortamın gerektirdiği şartlara adaptasyonu yüksek olan bir canlı olarak neslini devam ettirebilmiş ve bunun faydasını görerek daha da geliştirmeye de çalıştığı bir tarihe sahiptir. Yani değişim, dönüşüm, geçiş dönemlerinden dikkat edilmesi gereken özellik insanın adaptasyon becerisinden çok adaptasyona açıklığıdır.

İnsan eğer bir şeyi değiştirmeye itiraz ediyor ise o zaman yeniyi öğrenmez ve aynı şekilde kalabilir. Yani insan adaptasyon yeteneği olan ama en çok da bunun önemini kavrayabilen zeki bir varlıktır.

Eğer yeniliğe; değişime itiraz etmezse kolaylıkla adapte olur. Buna dair vurucu örneklerden biri, bir insanın, sevdiği bir kişinin cenazesinden sonra ona destek diye toplaşılan ortamlarda sanki bir daha hiç gülmeyecekmiş gibi hissederken, gerçekten komik bir durum ya da söze kahkaha atabilmesidir. İnsan ölümüne bile gülebilecek bir varlıktır; karanlığının dibinde bir mum yakabilen üstün zekâlı bir yapıdır. Fakat inatçıdır. Bilmek isteyen, bilgisinden vazgeçmeyen, alışkanlıklarını kemikleştirmiş hale girdiğinde insan inatçıdır ve adaptasyonunu son derece düşürür. İşte bu insanı değişim, dönüşüm ya da geçiş dönemlerinde en çok zorlayan özelliğidir. Savaşını verdikten sonra eğer değişimi kabul ederse alışma hızlanır ve yeni düzene hemen ayak uydurur.

Korona'nın insanlığa getirdiği değişimler ise pek de itiraz edilecek türden değildi. Korona ister bir virüs, ister bir bakteri, isterse de bir şaka olsun ne olduğuna dair bilgiler kesin değildi. Bu belirsizlik insanlarda bilgilerini bir silah olarak kullanamamalarına neden oldu. İtiraz etmek için gerekli olan sağlam karşıt bir bilgi ortada yoktu. Korona'nın yapısı ile ilgili bir bilgi gelse bir doktor, bir araştırmacı hemen itiraz ediyordu. Hemen arkasından gelen ilk bilginin aslında doğru olmadığı ve araştırmaların devam ettiği yönünde olunca da, itirazlar ayaklandıramadan sönüyordu.

Önceleri komplo dedik. Çin’in Amerika’ya savaşı, Amerika’nın yeni bir kapitalizm stratejisi, teknoloji devlerinin ekonomiyi ele geçişme yolu, tıp sektörünün yeni silahı, uzaylıların bir oyunu... En sonunda Korona kısmet işi oldu. E insan itiraz edemeyince tabi kabul etmek zorunda kaldı. Üstüne bir de oradan oraya koşturulan bir hayata haydi #evdekal diyince herkes #eyvallah dedi. E dinlenmek iyi geldi. Ama insanlık yine de dinlenmedi. Oysaki tam vakti...

Kendini dinlemek için gerekli olan sessizliği internet platformlarında yapılan toplantıları toplaşmalar aldı. Allah’tan ramazana da denk geldi ki konuşacak halimiz azaldı. Biraz oturup belki biraz açlığımızı dinledik. Sonra yaz geldi. Türk toplumunun çocuk ruhu #bananeya diyip tatile gitti. Maskelere desenler, kolonyalara çeşitler derken Korona kendi içinde ayrı bir sektör oluverdi. E insan hayatın bu halini kabul edip yeni düzene hemen alışıverdi.

Ama dikkat etmek gerek: Alışkanlık atalet getirir. Atalet içinde insanın içi gittikçe çekilir. Hissetmeyi, düşünmeyi ve karar vermeyi onun yerine yerleştirilmiş yeni düzene bırakıverir. Gittikçe bağımlı hale gelir. Eli kolu bağlı, özgürlüğünü unutuverir. O zaman da içinden yükselen özgürlük arayışı ona dua ettirir. Bu nedenle, insanlık tarih boyunca Dünya’da yayılan büyük felaketler döneminde hep inanca yönelir.

Günümüz dünyasının dini değişiyor sevgili okuyucu. Görünürde belki aynı olacak ama Korona dersleri yeni yasaların olacak. Allah daim ama yeni tanrın internet olacak. Onun ördüğü ağlar sayesinde yalnız hissetmeyeceksin. Onun enerjisi sayesinde bağlanacaksın sevdiklerine. Onun bilgisi sayesinde yönetilecek isteklerin. Yeni tanrın internet olacak. İnsanlık doğurduğu için tapmayacaksın ama internet yeni bir nesil doğuracak. Geleceğin onların elinde olacak.  Gittiğin her yerde seni gören, duyan... Seni senden daha iyi bilen bir ağ olacak her yerde. Sosyal medya dediğin senin tüm ilişkilerinden oluşan bir kanal olacak. O kanal sayesinde seni senden iyi tanıyan binlerce şirket melekler gibi yardımına koşacak. Eskiden ağzından düşen bir cümleden bilen sistem, önüne “ihtiyacın” olanı getirirken artık aklından geçeni bile bilecek telefonun, çünkü kolunda alıcı/verici olacak. “İnternet olmasaydı ne yapardık?” diyecek, geçmişin mühendis ineklerine şükredeceksin. E, artık sen de Hintli gibi ineklere kutsal diyeceksin.

Yıldırımla başlayan ateşe tapınma, fiber optik ağlarla dağılan elektriğin 0 ve 1 den oluşan kodlamasına dönüştü. "0", "yok" demek, "1", "var".  Böylece senin varlığını "var", ya da "yok" edecek. O nedenle yok olduğun yerleri var etme zamanı sevgili okuyucu.

Korona'nın tek bir dersi vardı. O da paylaşımdı.

Ama paylaşım şu zamana kadar anlattığım tüm derslerin bilincinde olmaktaysan gerçekleşebilecek bir ders. Eğer bir ders bile yoksa içinde onun adı paylaşım olmayacak. Az olsa ama yine de sayılacak.

Özetleyelim sevgili okuyucu:

Kendine sora sora aldığın cevaplarla verdiğin kararların sonuçlarından haberdar olacaksın. Öyle el alışkanlığı diye her şeye "Kabul" diye tıklamayacaksın. Sorumluluk alacaksın. Böylece kendini sürekli "update" edeceksin; sürekli yenileneceksin.

İlişkilerinde duyarlılık, hassasiyet artacak. Alma ve verme dengesinde verdiklerine iyice bakacaksın. Verdiklerinle eksilirsen fazlasıyla almaya çalışıp sömürmeye kalkınca artık baya yalnız kalacaksın. Zaten buluşması bile zordu insanlarla, artık bir tık ötendeki arkadaşının sana bir türlü vakit ayırmadığını gördüğünde sözde arkadaşından da olacaksın. Olmayayım diye fazla vermeye kalkınca da kendine yabancı kalırsın. O yüzden yalnızlaşmak dediğini sadeleşmek olarak betimlesen iyi edersin. Yoksa paylaştığını söylediğin şey rüşvet olacak. İşte, evde, aile; tüm ilişkilerde rüşvet verme lütfen. Kalan kalır, giden gider. Sen kendinle kal, kendini terk etme, yeter.

Pazar payları, ulaşılacak insan sayısı artacak. Özgün olman şart olacak. Özgün ifade etmek için de dürüst olman gerekecek. Söylediğin şey, verdiğin karar eğer sana ait değilse bir başkasının öğrettiklerini tekrar ediyorsan her geçen gün coşkundan olacaksın. Neşesiz yaşamanın ölmek olduğunu anlayıp kendine dürüst olup, gerçekten sana ait, özgün bir ifade aramaya başlayacaksın. İşte bu özgünlüğün geldiği yerde ondan daha çok var. Ne üretirsen üret eksilmiş olmayacaksın. Kendin kanallaşacaksın.

Sabır için çalışman gerekecek. Sebat edecek işler çıkaracaksın, yoksa koltukta kaykıla kaykıla bel fıtığı olacaksın. Kalkıp ayağa, işlere koyulacaksın. İşle zamanın nasıl da kolay geçtiğini görünce sabrı öğreneceksin. Böylece verdiğinin hesabını yapmayı bırakacak önüne gelen işe bakacaksın. Verdiğin sonra gelirse süpriz olacak, yüzün gülecek; hayatın seni sen istemesen de düşünmesine bayılacaksın. Sabır dediğin şeyin hayatın akışı olduğunu anlayacaksın.

Evlere kapanmışken özgür hissettiğin zamanların evde kalmanın hissi olmadığı yerler olduğunu anlayacaksın. Evin, kapalı kapıların, kuralların özgürlüğünü alamadığını kavrayacaksın. Özgürlük için disiplin gerekmiş, kendine bir düzen, bir sistem yaratınca gerçek özgürlüğün aslında çeşitlilikle değil, istikrarla ilgili olduğunu anlayacaksın. E, evlenmekten korkuyorsan artık korka korka da olsa yapacaksın. Çünkü korktuğun şeyin evlilik olmadığını anlayacaksın. #evdekal senin için artık müzmin bekarlığı andırmayacak. Kapalı kapılar ardından bile hayat arkadaşını bulabilmenin gayet de mümkün olduğunu kavrayacaksın. Profesyonel #evdekalmışlar özgürlüğünü sonunda ilan edecek.

Evlilik gibi bir birliktelik isteyen her şeyin, ikilikten oluştuğunu göreceksin. Zıtların bütünlenmek için zıt ya da ayrı olduğunu anlayacaksın. O zaman birlik halinde olmanın her zaman fikir, mekân, zaman ya da karar ayrılıkları olabileceklerini ama bu halde de bütün olunabileceğini göreceksin. Kısacası oluruna bırakıvereceksin. Artık birbiri ile barınamayacağını sandığın durumların öyle bile olsalar, seni dengenden de şaşırtsalar yeni bir anlayış, düzen; yeni bir sen için burada olduklarını görüp üzülsen de kızsan da heyecanlanacaksın. Bileceksin ki çünkü birlik için, bütünlük için ayrılık, farklılık gerekecek. O zaman paylaşmaya geldiği zaman sıra, o ne istiyorsa değil, içinden ne geliyorsa onu paylaşacaksın. Kendini paylaşacaksın da paylaşacaksın, bitmeyince de şaşıracaksın.

Tüm bunlar kafanı karıştıracak. Ama artık buna güleceksin. Çünkü hayatı sadece kafanla değil, kalbinle de algılayabildiğini bileceksin. Adına ne dersen de, sistemin, yöntemin ne olursa olsun bir çeşit özgün bir inanışta olacaksın. Akıllı olan telefonlar değil, senin sezgilerin olacak. Yaratım ya da sanat deyince rasyonel olunabildiğini bileceksin ki rasyonelliğin en uç hallerinde hayallerini de dinlemen lazım; anlayacaksın. Paylaştıkların bildiklerin değil, öğreneceklerin olacak. İronik gelecek bazılarına ama sen anlayacaksın ki hepimizin kararlarında yatan, dilinde gezen, aklında yer eden tüm düşünceler öğrenmiş oldukları değil, öğrenmek istedikleridir. Tekrar ederek öğrenecektir.  Ama sen bilmemekten gurur duyacaksın.

Gücünü, esneyerek göstereceksin. Bir kutu odada tüm dünyayı gezmiş gibi ait hissedeceksin. E böyle olunca iradeni özgürleştirip samimi, mütevazı kararlarla yaşamaya başlayabilirsin.

“Böyle bir hayat mı var ya? Fazla felsefi...” Yo, hayır. Niyetini teslimiyetle veren bir kişi, o kararın kendi adına verilmesine yetecek kadar sorumluluk, duyarlılık, dürüstlük, sabır, disiplin, çalışkanlık, ölçülülük, güven ve dayanıklılığa sahiptir. Ve o kişinin hayatı adına yaptığı kendi seçimi, hayatın onun adına yaptığı seçim ile buluşur. Bu denklik işte eforsuzluk yasasından gelir. Özgür irade insan iradesinin hayat iradesi ile keşistiği noktada; burada bulunur. Paylaşıma gelenler işte bunu içindeki sadece tek bir noktadan anlasa bile zaten anlıyor demektir. O zaman paylaşımların hiçbiri ölümlü olan, sonu olan, eskiyen ya da yaşlanan bir şeyden gelmez. Gerçek bir ilhamla hareket eden bu kişi zaten bir sanatçıdır ve hayatı da eseridir. O sadece kalemi tutar, hayat onun adına yazar.

Paylaşımdır Korona'nın dersi ve bir ders zıddı ile öğretilir, bir üst bilgi ile de pekiştirilir.

Korona'nın dersi paylaşımdır. Paylaşım dersi temassızlık, iletişimsizlik, yalnızlık ile öğrenilir. İçeriye doğru çekilmeye davet edilen insan, içinde kâinatı bulduğunda gördüğü yalnızlık ortadan kalkar ve paylaşımın sonsuz ırmağına damla olarak dalar. Paylaşımın bir üst bilgisi de evrenselliktir. Bunu da bu kadar yalnızlık için de dünyaya bağlanabilme olanağını sağlayan internet ağı ona gösterir. Sembolik olarak aldığımız bu derslerin kökünde ilahi olan ders işte budur. İnsan ölecektir ama ruhu devam edecektir. İster tekâmül ile isterse bir enerji olarak, evrende yolculuğuna devam edecektir. Her enerji içinde bulunduğu ortamın tesirlerinden tesirlenir ve kendini besleyerek olgunlaşır. Hepimiz gibi... Bizler kendimizle kalarak, kaldığımızla bile dünyaya ulaşarak paylaşmanın sonsuz potansiyeli ile karşı karşıya kaldık bu süreçte. Limit gökyüzü...

O zaman şuna dikkat et:

Verirken eksiliyor musun? Verme.

Alırken artıyor musun? Alma.

Kal evde.

Bedenin, zihnin ve hislerin evindir. Orayı düzenle.

Bu da benden size öyle bir paylaşım sevgili okuyucu. Tüm yazı dizisi aslında sen oku diye... Oku.

Buraları gibi gözükse de, kendini oku; kitap ol.

Soru sor, sorumlu ol.

Kulak ver, duyarlı ol.

Dinle kendini, dürüst ol.

Kendini çalış, sabırlı ol.

Disiplin kazan, özgür ol.

Öl, biç bilgini, ölçülü ol.

Bilemeden de yap, güvenli ol.

Esneyebil, güçlü ol.

Hesabı bırak, hizmetle meşk ol.

Ders bitti. Dağılabilirsiniz şimdi.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor616
  • 2Fenerbahçe614
  • 3Galatasaray610
  • 4Fatih Karagümrük68
  • 5Kasımpaşa68
  • 6Antalyaspor68
  • 7Yeni Malatyaspor68
  • 8Göztepe67
  • 9BB Erzurumspor57
  • 10Sivasspor47
  • 11Başakşehir FK67
  • 12Gaziantep FK67
  • 13Hatayspor47
  • 14Konyaspor56
  • 15Kayserispor56
  • 16Çaykur Rizespor55
  • 17Trabzonspor65
  • 18Denizlispor55
  • 19Beşiktaş44
  • 20Gençlerbirliği54
  • 21MKE Ankaragücü41
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum