Ayşegül Ilgaz
Ayşegül Ilgaz
Giriş Tarihi : 25-08-2020 01:39

Disiplinli özgürlük

9 koronavirüs dersi

5- Çalışkanlık

Çok çalışan biri çalışkan olmayabilir. Evet atalet içinde, hayatını ertelemek üzere kurulmuş bahaneler dünyasında bazen insanlar, koyun birine demirlemiş altı yosun tutan gemilere benzeyebilir. Yeniden sefere çıktığında tutan yosunların, yapışan deniz kabuklarının hızını azaltacağını her geçen gün daha iyi bilir ve göz ardı edebilir. Bu da yeniden ayağa kalkmayı daha da zorlaştıracaktır.

Oysaki doğru zaman yoktur, doğru yol yoktur. Doğru olan, orada sadece eğriliği fark etmektir.

Şimdi burada, bu yazı dizisinde önemli, anca yeri gelen bilgiyi ileteyim.

Hayatta insanı derdinden hızla ve kolayca devasına götüren bilgiler mevcuttur ama bu bilgileri genele doğrudan usulsüzce paylaşmak hadsizlik sayılır. Hele ki paylaşılan bilgi insan maneviyatı üzerineyse durum iyice hassaslaşır. Disiplinler bu nedenle oluşturulur. Takip edildiği vakit zararlara yer verilmez. Disiplinlerin ortak çözümlerinden biri bilginin sınıflandırılmasıdır. Genele açık yerlerde doğrudan verilen bilgiler, herkesin anlayabileceği şekilde yani zıtlıklarla verilir. Bu, birine doğruyu yanlış ile öğretmeye benzer. E hepimizin de gündelik yaşamında dersler, bu yolla gelir. Bir dersimizi başımıza gelen bir dertten alırız mesela. Bir doğrunun açığa çıkması bir yanlışın yaşanmasıyla olur.

O nedenle mutlak olan, sarsılmayan, yıkılmayan ya da değişime uğramayan bir adet bile doğru dünyada yoktur. Onun adı hakikattir.  Fakat bunu savunup da hiçbir doğru da vermezseniz de o zaman insan ipi salınmış köpek gibi kuduz olup saldırır ve onu hasta eder. Oysaki gittikçe yükselen doğrularla insan içindeki o köpeğin ipini tutmayı bilir ve o köpek en sadık dostunuz hale de gelebilir. Yasaklar, yanlışlar bu gerçekten dolayı vardır. Ehlileştikçe yasaklar kalkar. Her insan yavrusunun bir zamanlar prize dokunma denirken şimdi prize dokunmadan yaşayamayacağını biliriz mesela.

Ne zaman ki öğrenilmiş bir yasak ile doğrunun mutlak olmayıp dönüşebileceğini görürüz, o zaman tutunduğumuz o eski doğruları da bırakabilmeliyiz.

Tam o anda yani artık eski bildiklerimizin işe yaramadığını anladığımız zamanlarda yeniden doğrular yaratmak için bir zamanlar yanlış dediğimiz şeyleri artık "yeni" doğrular olarak yapmaya bile başlayabiliriz.

Hayat bir savaş alanıdır ve burada doğru yerde ve zamanda yapılan yanlışlar, en yüksek doğru haline varabilir. Mesele o zamanı yakalamaktır. Bu yaşadığımız zamanlar da tam olarak o zamanlardır. Bildiklerimizin tam olarak işe yaramadığı ve yenilerin eskileri zamanla yerinden ettiği bir zamandayız. Normalleşme değil, anormali öğrenip adapte olma dönemindeyiz. Burada güçlü olan kazanacak tabii ki. Ama güçlü olanlar kimler olacak?

Korona ile eskinin bilgisinin artık işe yaramadığı alanlarla sarılı bir yaşam içindeyiz.

İşimiz bildiğimiz gibi gitmiyor. Belki de o işin varlığından bile şüphe edip bırakmayı düşündük. Geliştirmek de istiyoruz belki ama nasıl, öngöremiyoruz. İş kadar ilişkiler için de geçerli. Kendini bile bildiğin gibi yaşamadın şu son zamanlarda. Kendine dair şüphen tavana çıktıysa, o zaten Korona'nın bizi olgunlaştırmak için kullandığı bir maya olduğundandır. Şarap gibi fermante edilerek tadına varılan her içeceğin oluşabilmesi için bakteri gibi mikroorganizmalar gerekir. Maddenin eski niteliğini kaybetmesi ve yeni bir niteliğe gelene kadar sabırla yaşamına devam etmesi gerekir.

İşte Korona hepimizin özüne uygun olacak şekilde –bazen maddi bazen de manevi– bakterilerle fermente etmek üzere hayatımızda. Sonuç güzel ama şüreç şüphe dolu. İnançsızlıklar ve kafayı fazla kullanmaktan yorgunluklar ya da zihnin sınırlarından sonra çaresizliklerle test edilirken bizden istenen biraz sabırdı. Bu da bu yazı dizisinin dördüncü dersi. E ama ne dedim? Sabır için sebat lazım. Sebat, istikrar, devamlılık... Yani disiplin. Ya da "Batsın bu dünya" diyerek kaçıp gideceğiz bu diyarlardan... Gücün ne olduğu da yeniden tanımlanıyor anlaşılan.

Ders 5. Beş, dönüşüm rakamıdır. Yenilikleri temsil eder. Yeni işler, yeni ilişkiler, işlerde ve ilişkilerde yenilikler vs. Hayatın düzü ters olacaksa, ilk dört ders alanında ne yaşanmışsa, ona göre kişiyi alaşağı eder beş.  Bu nedenle 5 rakamının sembolik anlamlarından biri özgürlüktür. Bu durumda eski senden özgürleşmek...

Özgürlük ise değişimi değil, dönüşümü destekler. Özgürleşmek için illa bir işi, ilişkiyi, durumu, mekânı, zamanı değiştirmek gerekmez. Çoğu zaman da çözüm bu değildir zaten.

Örneğin:

"Ah o eski zamanlar..."

"Şimdi Bodrum’da olacaktım..."

"Bir terfi alsam..."

"Bana biraz anlayış gösterse aslında var ya..."

Hepsinde ipin ucu dışardadır. Bunların hepsi birer bağımlılık –ya da arzu diyelim– olduğu için de beyin bunun bir korkudan kaynaklandığını anlayarak oradan uzaklaştırmak için zıddına yöneltir. Onu bunun kurtaracağını zanneder ve soruna dürüst –ya da objektif diyelim– yaklaşamadığından dolayı çözümü de sahteleştirir –ya da sübjektifleştirir diyelim–. Çoğu zaman da yukarıdaki tırnak içinde anlatılan durumların tersinin imkânı da yoktur. Olabilse bile, olacağı yoktur. Değişim böyle bir bakış ile gerçekleştiriliyorsa dönüşüm sağlamaz. Farklı gözükür, aynı hissi yaşatır.

Dönüşüm için değişim öncelikle içeriden başlar. Bağımsız olunmak istenen her şeye ve herkese öncelikle anlayış kazandırılmalıdır. Esas motivasyon ortaya çıktığı anda insan mutlaka ve mutlaka bir şok anı ile karşılaşmalıdır. O şok anı bu durumun dışarıdan değil aslında kendi iç dünyasından kaynaklandığını anlatır. Ama zor ya da ağır gelen bu gerçek ile karşılaşmak o kadar kolay değildir. Rehberlik ihtiyacı burada ortaya çıkar. Kişiyi bazen de kendinden koruyacak objektif bakış rehber sayesinde kazanılır. O şok anı aslında derin ve sessizce anlayışta yükselmekle ilgilidir. Orada sorunun özü kadar çözümün de özü yatar. Çözüm o derinlikten yüzeye çıkarıldığında başta çözüm zannedilenin oldukça uzağında kalır. Yani aslında dönüşüm en az 40 metrelik derin dalışa benzer. Mesele vurgun yemeden yukarı çıkabilmekse öncesinde sakin ve dikkatlice dalabilmek gerekir. Bunu eğitimsiz başarabilen oldukça enderdir. Disiplin işte tam burada önemli hale gelir.

Disiplin kelimesi (disciple), Latince kökü gereği "Öğrenci" demektir ve öğrenci olabilmek için önce bilmediğini kabul gerekir. Bildiğine şüphe de yeterlidir. Zaten disiplinli olmak, yani çalışkan olmak için bildiğini pratik etmek değil, pratik ederek öğrenmek esastır. Pratik, bildiğin kadar düzgün ilerlerken, bilmediğin kadar şaşar. Sorun disiplinde, yöntemde, işte ya da anne ya da babanda değildir. Sorun bilinmeyen yerin aslında bildiğini sandığın yer olduğunu kabul edememektir. Bilmediğini itiraf etmek ne zordur insan için...

Oysaki şüphecilik bir dert diye bilinse de doğru yere yerleştiğinde işe yarayabilir. Bir işin başına şüpheyi koy, o işi yapamazsın ya da yapsan da az da olsa bir batar çıkarsın. Şüpheyi işin sonuna koy, o zaman o işi bir dahakine daha iyi yaparsın. Özeleştiri yeteneği sağlayan bu ikincisi, şüphecilikle disiplinin zamanla daha verimli olmasını ve kolaylaşmasını sağlar. Artık aranan bağımsızlık değil, daha da sağlıklı kurulacak bağ için çalışmaktır.

Yani özgürlük dediğimizde kaçmak, kurtulmak gibi bağımsızlık zannedilen ama aslında bağsızlık olan her karar, insanı önce kendinden yani özünden koparır, sonra yalnızlaştırır. Tam aksine bağımsızlık istediğimiz yerlere bakıp dersini çıkarana kadar yoğurmak ve anlayış kazandırmak onlarla sağlıklı bağ kurduğu anda bizi özgürleştirir. Özgürlük böyle olursa insanın da özü gürleşir. Esas özgürlük de budur. Dünyevi, yani bedeni değil, manevi hareket ve karar alanının genişlemesidir. Hislere ve düşüncelerden bile özgürleşmek vardır.

Bu tam olarak kendi bedenimizin derecesinde olan şeylerin ısısını artık hissedememe duruma benzer. Sıcak der soğuğa, soğuk der sıcağa gidersen ya ateşten ya da buzdan yanık olursun. Mesele herkesin kendi ateşini ölçmesi ve uyum sağlayacak şekilde durumu ele almasıdır. Yoksa alnının ortasına silah dayar gibi ölçülen ısı, seni zaten fark etmeden hasta eder.

O konu da haftaya artık gençler.

Sen sadece bil ki aradığın özgürlük vardır, sadece sanıldığı gibi o yollardan değil, aksine disiplinle kazanılır.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor616
  • 2Fenerbahçe614
  • 3Galatasaray610
  • 4Fatih Karagümrük68
  • 5Kasımpaşa68
  • 6Antalyaspor68
  • 7Yeni Malatyaspor68
  • 8Göztepe67
  • 9BB Erzurumspor57
  • 10Sivasspor47
  • 11Başakşehir FK67
  • 12Gaziantep FK67
  • 13Hatayspor47
  • 14Konyaspor56
  • 15Kayserispor56
  • 16Çaykur Rizespor55
  • 17Trabzonspor65
  • 18Denizlispor55
  • 19Beşiktaş44
  • 20Gençlerbirliği54
  • 21MKE Ankaragücü41
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum