Ayşegül Ilgaz
Ayşegül Ilgaz
Giriş Tarihi : 26-06-2020 03:14

Ben burdayım...

Bir cumartesi gecesi... Çevremde duyuyorum: "Yalnızım..."

Kahkaha atarak söyleseler de çok kişi var bu şehirde böyle. Henüz bizi bir araya getiremediyse de bu hal, tek tek yalnızız itiraf etmesek de. Ama gizleyemiyoruz bir cumartesi gecesi sohbetin az ilerisinde, birkaç kadehi bir kadeh daha geçse, sabah saatin 03.00’ünde.

İtiraf ediyorum: "Elle tutulur bir yalnızlık var içimde. Şimdi seninle bunu paylaşsam bile," demiştim oysa yıllar önce.

Bir sözüm vardı, senelerce kulaklarımda yankılanan: "Türlü türlü yalnızlık yaşadım. Öyleyse bin bir türlüsü de var herhalde."

O zaman yalnızlık gerçeğini kabul eden, dram hikâyemde kahraman olmaya çalışan, ölümü kaçınılmaz bir yaşam vardı önümde.

Türlerini saymakla oyalanacağıma, yalnızlığımdan kaçmadan onunla yüzleşmeye vardığımda, aşina bir şey yapıyordum. Yalnızlığımın tek başınalık maskesini gururla takıyordum. Bir sorun gibi algılayıp ona çözüm üretmeye yeniden ve yeniden denemektense oturdum kaldım bu sefer bu hisle. His kaçınılmaz hale geldiği bir gece, cumartesinin o serbestliğinde "herkesin" eğlenceli hayatını yaşadığı o gece, kaldım kendimle. Baktım baktım, düşünceler yükseldi önce: "Herkes dışarıda, hayatın göbeğinde eğleniyor sevdikleriyle. Sen kaldın burada kendinle, çaresiz ve sevgisizce."

Ağlaya ağlaya yatmıştım o gece. Bir başka gece yine vurduğunda, nereden kovacağımı, vuracağımı bilemediğim bu his, yine saldırdı keyfince:

"Dışardasın. Hızla hareket eden dev bir kabilede, yerini almak için sabırsızlıkla beklediğin bu kalabalığın içinde. Aşina yüzlerin yakınlığı ve yeni yüzlerin merakının tam göbeğinde. Müzik kesilip, kışın geldiğini hissettirdiği soğuğa çıktığın, evin yolunu tuttuğun o an yine kaldın kendinle."

"Arzularının odağı, kalbinin çaresi sevgililerin gözleri önünde bile, paylaşılmadıkça yalnızlığın, birlikte misin ki biriyle?"

Eğlendin ve dans ettin gönlünce. Nereye değdi, neye yerleşti? Sence hiçbir yere... Boşa yaşanmış bir gece, alınmamış uyku sadece...

İşte bu son söz çaresizliğin dibinde hayatta kalma arzumun kökünü zedelediğinde, son bir çare aklımı kullanmıştım yine:

"Kendime en yakın kimse, kaçınılmaz olan kim varsa benimle, onunla birlikte olamazsam, kiminle yalnızlığın derin karanlığını deşebilirim ki ben de?"

"Benden öte kim oldu zaten benimle?" Kaldım mı yine kendi kendime?

Yalnızlık gibi, diğer tüm yanılsamalar da insanı kendinden, aslını bulsun diye uzaklaştıran hislerdir. Buna inanmak ise öylesine, elini kolunu sallayarak inanmakla da yerleşmez. Günümüz insanının yanıldığı tek temel konu inanç bence. İnanmak bir seçimdir. Ama bu seçim öyle rasgele yapılan türden değildir. İnanç piyangoya benzeseydi, inancın şansı sana çıkmadı diye sonunda çöpe atılacak kadar değersiz olurdu bence. İnancın da bir mantığı vardır özünde. Düşünür düşünür, geldiğin sınavın kaçınılmazlığını görürsün. Bu devirde bunu anlayabilecek insanlarsa, sadece duygusal zekâsı gelişenler olur. Çünkü bu zekâya sahipler, kendini ölçebilen, "rasyonel" dediği o yollara kalbinden yön verebilenlerdir. Ve iyi haber: Bu geliştirilebilir. "Kendine bak, sen kendine, kendine bak." Yeterlidir.

Kendiyle kalıp bunun acımasız boşluğunu hissetmeyen hiçbir insan, o boşluğu kendi ile dolduramaz. Evet, hayatta içi dolamayan boşluklar olur. Seni sen yapan bir insanın ölümü öyle bir boşluk yaratır ki doldurmak istemezsin. Onun varlığı o boşluktur çünkü. Ama seni öldüren cinsten değil, üreten cinsten. Bir anlamda boşluk bile sayılmaz. Ona ağlamak seni insan olarak var eder. O aslında nefes almaya devam etse bile... Ve kimi zaman bu, hiç aklına gelmeyen kayıplardan çıkagelir. Âşık olduğun o insana öyle bir âşık olursun ki, göstermese de kendini, görürsün sen kalbini. Nasıl acı çektiğini, ne savaşlar verdiğini, seni senin için bırakıp gittiğini, hatta o gitsin diye bazen onu bırakıp gidebildiğini... Bir yerde kendi savaşıyla bırakman gerekir sevdiğini. Anneni, sevgilini, yabancı gözükse de sana o en yakın eli, en çok da kendini... Çünkü bu hayatta hiçbir savaş yalnız verilmez, emin ol. Ama tek başına verilmesi gereken büyük bir savaş vardır her kendini gören insan yavrusunun içinde, büyüsün diye. Yalnız verilmez çünkü, aldığın ve verdiğin her nefes bile paylaşılır bu evrende.

Bazen insan tek başına kalmak ister. Kimse yalnız kalmayı seçmez ki içinde. Yaşadığı acı da olsa onun bir gerekliliği, o hissi yaşanılır kılır o sürede. Çünkü insan sevilmeyi, olduğu gibi kabul edilmek olarak algılarken, kendinde kabul etmediği o düşüncelerle kalmak için kullanır uzaklığı, mesafeyi, iyileşmeyi. Bazen önce ayrılık gerekir birlikteliği yaşamak için. Kendini acizliği ile kabul edenler, kendini sevebilenler paylaşabilir sadece. Oldukları gibi... İşin gizemiyse onu sevenler zaten görür bu gerçeği, bakmayı bilirse. Sevenleriniz hep sizinledir de, gözle görünmeyen bir mesafede sabırla devam ederler bilinmezlikte. Kendi yaralarını sararken umarlar sen de savaşını bitir diye. Ve ancak bir ders, bir neden bulursan kaybettiklerinden kazandıklarında, o zaman hepimiz uzak da bile olsak birlikteyiz işte. Ve çoğu zaman o savaş sen "Yeter," deyince biter; yalnızlıkla, korkuyla, öfkeyle savaşmayı bırakınca öylece.

Kimse kimseyi anlamaz. Ben seni bilemem, sen de beni gerçekten. Mevsimler geçer, dolunay hilal olur, zaman geçer, ay mavi olur birkaç senede. Her bir mavi ayda ise biri birine ayna olur. Bir sanat eseri gibi bakarlar birbirlerine. O zaman o iki kişi şehrin cılkı çıkmış hikâyesinde, ne halt etmişlerse de pes edip kabul ederler. Sakladıklarını zannettikleri o kenara atılmış hisleri, apaçık ortada sadece dillenmeyi bekler. Yalnızlık bir yanılsamadır. Gerçek olan ise tek başlarına yaşadıkları bu serüvende, romantik düşlerin boş pembeliklerinin ötesinde, hakikaten birliktedirler. Birer âşık, dost, aile gibi kopamazlar. Sadece bir seçimle bir araya gelirler. İnanmazlarsa, sonra pişman olabilirler diye... Kendilerine...

"Yalnız" insan sadece bir şekilde yalnız değildir içinde. Kafasında yarattığı ilişkinin, arkadaşlığın, ailenin ya da toplumun, olmadı kendinin kurallarıyla kabul edilmediğini zannetse de, sonunda herkesin insan olarak itiraf edemediği o acizliklerin ötesinde, gerçekte acizlikleriyle kendilerini kabul ettiklerinde, artık yalnız değillerdir. Bu insanları maskesiz, zamanın getirdiği şekilde görürsün çevrende. Yıkılmazlardır. Çünkü artık yıkılacak duvar kalmamıştır.

Ve bir daha asla yalnız kalamaz kendiyle bile. Ne bir cumartesi gecesinde alelade kalabalıklar içinde, ne bir kahve sohbetinin çevresinde, ne sevdiğiyle, ne de kendiyle... Tek başına olmak, yalnızlığın insani bir duygu olduğunu kabul edip bunu zamanın bir yerinde, belki de bu gereksiz kalabalık şehrin ücra bir köşesinde, birini yalnız hissettirmemek için paylaşabildiğin o an başlar. Eğer böyle olursan, binlerce yalnız insanla girdiğin bir yerde parti yapar ve "Neyin partisi?" derlerse, "İnsan olmanın," dersin. İtiraf etmese de bilirsin; kabul etmese de, göstermese de, paylaşmasa bile kendinden bilirsin. "O yalnız hissetse de fersahlarca ötede, senden bir uzuv gibi seninle yaşar gölgende."

"Kendine fazlasıyla merkezci bir davranış biçimi, gördüğünüz gibi, size izolasyonu getirir. Sonuç: Yalnızlık, korku, öfke. Had safhada benmerkezci davranış biçimi acı çekmenin kaynağıdır," der Dalai Lama.

Sırf Dalai Lama dedi diye değil de, buna inanmayı seçiyorsan sen de şimdi bak çevrene. Çünkü Dalai Lama, "Eğer bencil olacaksanız bunu bir başkasının mutluluğundan keyif alacaksınız diye olun," da der.

O yanına gitmekten çekindiğin, "O" diye gösterip kendinden ötelediğin herkes, seninle aynı çukurun içinde. Bir selam ver işte. İster bir ateş istesin, ister kendini bilmez bir "N’ağber?" ile seslensin... Gül önce. Sonra terslersin içinden gelirse. Tersleneceksin diye köşeye de sinme. Kendin için gidiyorsun her şeyden önce.

"Gece hayatını bitireli çok oldu be A.," diyorsan, benden sana kendini bilmez bir "N’ağber," gelir bu cümlenin sonunda. Cevabını bilsem de aslında...

Çok da umrumda değil. Çünkü ben yatağımda mışıl mışıl uyuyorum şu anda.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Başakşehir FK2960
  • 2Trabzonspor2958
  • 3Sivasspor2953
  • 4Galatasaray2952
  • 5Beşiktaş2950
  • 6Fenerbahçe2946
  • 7Alanyaspor2945
  • 8Göztepe2938
  • 9Gaziantep FK3038
  • 10Antalyaspor2937
  • 11Kasımpaşa2935
  • 12Denizlispor3032
  • 13Gençlerbirliği2931
  • 14Çaykur Rizespor2929
  • 15Yeni Malatyaspor2928
  • 16Kayserispor2928
  • 17Konyaspor2927
  • 18MKE Ankaragücü2925
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum