DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Advert
Atilla Aytemur
Atilla Aytemur
Giriş Tarihi : 26-08-2021 02:21

Afgan halkı ne yapsın!

Taliban'ın daha teri soğumadan, ülkeyi "Herhangi bir tartışmaya meydan vermeksizin şeriat hükümleriyle yöneteceklerini" ve Afganistan'da bir İslam Emirliği kuracaklarını açıklaması, Afganların yaşayacakları daha çok sıkıntılı zamanlar olacağına işaret ediyor.

Böylesine ağır bir trajedinin sebebi, bu insanların tarihsel mirasları mı, coğrafya mı, sosyolojik yapıları mı, emperyal hesaplara sahip büyük dünya devletlerinin bitmeyen müdahaleleri mi, yoksa hepsi mi?

Konuyu anlamaya giriştiğinizde, bunlardan çok daha fazlasının sözkonusu olduğunu görüyorsunuz.

Taliban'ın, 1996-2001 arasındaki iktidarlarının korkunç anıları henüz canlıyken, bu kez daha emin adımlarla iktidara gelişi, Afgan halkının ve Afganistan'ın son yüz yıl içinde yaşadığı açmaz ve geri dönüşlerle dolu hikâyesine, eklenecek daha çok sayfalar olduğunu gösteriyor.

Taliban Kabil'e doğru ilerlerken başlayan kaçış, sonrasında Havaalanı'nda gördüğümüz sahneler, ülkeyi nasıl bir geleceğin beklediğini gösteren işaret fişeği gibiydi.

Değişmek kolay mı?

Hal böyleyken, kendi temsilcilerinin ağzından ortaya atılan "ilk iktidar dönemine göre Taliban'ın çok değiştiği" iddiası doğal olarak kuşkuyla karşılandı. Taliban temsilcileri burada durmadılar; o iddiaya paralel olarak, Afgan ordusunda yer alanlara ve işgalci yabancı devletlerle birlikte çalışanlara af getireceklerini, kadınlara yeni haklar tanıyacaklarını, geniş yelpazeli ve yetki paylaşan bir hükümet kuracaklarını da ileri sürdüler. Ama uygulamalarını görmeden, bu ılımlılık ve iyimserlik yayan propagandif görüşlere inanmak çok zor.

"Devrim ihraç etmeyen bir Selefi anlayışı temsil ettikleri" iddiasına gelince, şüphesiz Afganistan'a yakın kimi ülkelerde, inanç ve etnisite ortaklığı gösteren topluluklar açısından, bu gelişmenin taşıdığı potansiyel risk yakından ve ihtiyatla takip ediliyor. Bir kanaat ifade edebilmek açısından biraz daha zamana, ülkeler ve topluluklar arası ilişkilerin seyrini görmeye ihtiyaç olduğu açık.

Şu sıralar Kabil'den haber geçen gazeteciler, Havaalanı bölgesinde yaşanan kargaşa, şiddet ve ülkeden kaçış furyası dışında, şehrin diğer bölgelerinde durumun kontrollü bir gerginlik içinde nispeten sakin olduğunu belirtiyorlar.

Özellikle çalışan, burka giymeyen, yüzü açık olan, hatta fırsatını yakaladığında Batılı gazetecilere konuşan kadınlara yönelik şiddet uygulamasının sözkonusu olmadığına dikkat çekiyorlar. Ancak konuşturmayı başardıkları kadın ve erkeklerin sözleri arasında, duydukları derin korkuyu ve endişeyi görmemek mümkün değil. Hele büyük devletlerin güç gösterme sahasına dönen ülkelerine ve kendilerine yaşatılan hayal kırıklıkları konusunda söyledikleri unutulacak gibi değil.

Şimdi gidin, sonrasına sonra bakarız!

Şu anda dikkatler, ABD dahil bütün işgal güçlerinin ülkeyi tamamen terk edeceği 31 Ağustos'a çevrilmiş durumda. ABD temsilcileri tahliye işinin biraz daha zaman alacağını ileri sürerken, Taliban gecikmeyi "İşgalin devam etmesi" olarak yorumlayıp namlunun ucunu gösterme havasında. Belki bu konuda Taliban'ın kimi taleplerde bulunacağı bir müzakerenin yaşanabileceği hesaba katılmalı.

Tam da bu noktada Türkiye'nin durumu akla takılıyor. Malum, Afganistan'la tarihi açıdan önemli ilişkilerimiz var. Olan biten nedeniyle Kabil Havaalanı'nın işletilmesi konusu suya düştü. Anlaşıldığı kadarıyla, halen Taliban'dan farklı muamele bekliyor ve oralarda bir süre takılmayı istiyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın inanç yakınlığını ima eden açıklamaları, icabında "Taliban temsilcilerini görüşme için kabul etme vaadi" gibi yarı tanıma anlamına gelebilecek jestlerin etkileme gücünü ölçemiyoruz.

Ama Taliban'dan bu yönde henüz pek bir işaret yok. Türkiye ve Türkler için "işgalcilerle birlikte şimdilik gidin, sonrasına sonra bakarız" mealinde sertlik dozu biraz düşürülmüş yanıtlar dolaşıma sokuluyor.

Üç öncelikli sorun

Tablonun bütününe bir kez daha bakacak olursak, kısa vadede üç mesele öne çıkmış durumda. Bunlardan ilki, Taliban'la yapılan anlaşma çerçevesinde, ABD ve NATO güçlerinin Afganistan'dan çatışmasız ve az çok zamanında çekilmesinin gerçekleşmesi. İkincisi, Taliban'la ülkenin diğer muhalif güç odakları arasında, yeni bir iç savaşa yol açmadan, uzlaşma sağlanarak nispeten geniş katılımlı ve aşiretlerin gücünü gözeten paylaşım çerçevesinde bir mutabakat hükümetinin kurulması. Üçüncüsü ise, ülkede işleyen bir düzenin kurulabilmesi için ihtiyaç duyulan dış desteğin gelebilmesinin koşulu olarak Taliban yönetiminin uluslararası alanda tanınması.

ABD ve NATO güçlerinin çekilmesinin vaktinde ya da gecikmeli olarak bir biçimde gerçekleşeceğini tahmin edebiliriz. Ne Taliban'ın ne de tahliyeyi organize eden güçlerin bu noktadan sonra çatışmayı göze almaları çok gerçekçi görünmüyor. Taliban'ın 31 Ağustos tarihindeki ısrarını, iktidar iradesini daha baştan tartışmalı hale getirecek gelişmelere kapı açmama tavrı olarak anlayabiliriz.

Uluslararası düzeyde tanınma hiç kolay bir mesele değil. İlk iktidar dönemi hakkındaki izler halen çok taze. Suudi Arabistan ve bazı Arap ülkelerinde bazı değişimler yaşansa bile, inanç ve uygulama itibariyle dayandığı Vehhabi kökenli Selefi anlayışa sahip bu örgütün bazı değişimlere gittiği yönünde kayda değer bilgi yok.

Pakistan, Çin ve belki Rusya'nın erken davranma ihtimalleri haricinde, Taliban'ın tanınmasının pek kolay olmayacağı, görüşme yapan ve temas kuran ülkelerin bile tanımak için pek acele etmeyecekleri tahmin ediliyor. Bu durumun örgüt için, ülkede işleyen bir düzen kurmak ve ihtiyacı olan dış desteği sağlamak bakımından bazı sorunlar yaratacağı ortadadır. Yukarıdaki ülkeler destek verdiği ve ortak iş yaptığı durumlarda ise sürecin daha az sorunla karşılaşacağını düşünebiliriz.

Muhalifler ne diyor, ne yapıyor?

Şüphesiz en önemli sorun Taliban'ın muhaliflerle kuracağı ilişki ve bir uzlaşma hükümetinin kurulup kurulamayacağıdır.

Malum, Taliban nüfusun çoğunluğunu teşkil eden Peştun aşiretlerine dayanıyor. Kuzeyde Penşir Vadisi'nde ise Tacik, Hazara ve Özbek Kabileleri ile Afgan ordusundan silahlarıyla birlikte gelenlerin de dahil olduğu muhalif bir oluşum var. Afgan Ulusal Direniş Cephesi olarak bilinen cephenin önderliği Tacik Ahmet Mesud, Özbek Yar Dostum, yıkılan hükümetin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Emrullah Salih gibi isimlerden oluşuyor.

Taliban, muhalif cepheye "Direnişi bırakma, Penşir Vadisi bölgesini kendilerine teslim etme, barış için uzlaşma masasına oturma" teklifinde bulunuyor ve bu koşulları kabul ederlerse cezalandırılmayacaklarını söylüyor.

Buna karşılık Direniş Cephesi "Taliban'ın aşırılıkçı uygulamalarından vazgeçmesini" şart koşuyor ve "Afgan ordusundan kendilerine katılanlarla beraber savaşmaya hazır oldukları" cevabını veriyor.

Ulusal Direniş Cephesi, Penşir Vadisi'nde silahlı direnişi başlatıp üç yerleşim bölgesini kontrolü altına alınca, Taliban'ın çok sayıda güç gönderdiği ve Ahmed Mesud'u dört yandan kuşattığı yönünde bilgiler geliyor. Bazı gözlemciler direnişçilerin birkaç aydan fazla dayanamayacaklarını ileri sürüyor. Bölgenin coğrafi yapısının direnişçilere sağladığı savunma imkânlarına da önemli bir nokta olarak işaret ediliyor.

Kuzey İttifakı olarak da tanımlanan Direniş Cephesi'nin sözcüsü Ali Nazari de, "Son 40 yıldır, 100 yıldır, hatta 200 yıldır gördüğümüz aynı düzeni aynen devam ettiremeyiz. Bir numaralı sorun, ülkedeki merkezi siyasi sistemdir" diyor. Nazari, "Afganistan'ın çok kültürlü bir devlet olduğuna, herkesin kendini iktidarın bir parçası olarak görebileceği bir güç paylaşımına ihtiyaç olduğuna" işaret ediyor. Özetle İttifak "Afganistan'ın geleceğinin Taliban'a bırakılamayacağı" fikrinde.

Şu anda Rusya ve Çin bu ittifaktan uzak duruyor. Özellikle Rusya, muhalifleri "Taliban gerçeğini kabul etmeye" çalışır gibi bir tavır takınıyor.

ABD ve müttefikleri bir an önce Kabil’den ayrılma derdine düşmüş durumdalar. Savaş yorgunu Afgan halkı, hayal kırıklığı, endişe, korku ve gelecek hakkındaki bilinmezliklerin pençesinde. Bu şartlarda, Ulusal Direniş Cephesi'nin kimlerden destek alacağı, mücadeleye kimleri ikna edip cephesini genişleteceği soru işaretleriyle dolu.

Afganların bir an önce demokrasi ve özgürlüğe ulaşması en samimi dileğimiz, ama bunun daha çok uzaklarda olduğu da acı bir gerçek.

NELER SÖYLENDİ?
@
Atilla Aytemur

Atilla Aytemur

DİĞER YAZILARI İktidar, hangi dala elini atsa elinde kalıyor! 11-10-2021 01:22 Ali Babacan, DEVA ve yakın gelecek 01-10-2021 04:18 Hedef muhalif belediyeler 25-09-2021 23:34 Edremit vakası 18-09-2021 03:23 Sosyal medyayı susturma yasası! 12-09-2021 02:08 Türkiye, Afganistan'da ne kazandı? 01-09-2021 04:04 Afgan halkı ne yapsın! 26-08-2021 02:21 CHP, göçmen ve sığınmacılara farklı bakmalı 17-08-2021 02:57 Yangın dersleri 10-08-2021 01:47 Muhalefetin Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrasına hazırlıkları 13-07-2021 05:29 Validebağ Korusu'na dokunmayın! 01-07-2021 00:57 HDP'ye yapılanlar ve yaklaşan seçimler 23-06-2021 03:48 Ezgi Mola'nın isyanı 09-06-2021 03:49 İktidar ve çürüme 01-06-2021 00:54 CHP Raporu'nun işaret ettiği çöküntü! 19-05-2021 02:06 MHP'nin şiddet dili ciddi riskler barındırıyor 12-05-2021 00:12 Emniyet genelgesi: Uydurma suç 01-05-2021 21:22 'Eylem Planı' neden heyecan yaratmıyor! 13-03-2021 00:59 Başarısız Gara operasyonu ve hedefteki HDP 25-02-2021 22:54 Boğaziçi'ndeki iktidar kuşatması 06-02-2021 01:59 Selahatttin Demirtaş ve Erol Katırcıoğlu 01-02-2021 04:03 Türkiye, bu filmi daha önce de gördü! 23-01-2021 05:18 İnanılmaz proje: Cami Gençlik Kolları! 14-01-2021 04:17 Ömer Faruk'un 'KAOS'u (*) 18-12-2020 23:48 Millet İttifakı'nın durumu ve beklentiler 11-12-2020 03:40 Türkiye, Türkiye olalı böyle 'Devran' görmedi! 30-11-2020 05:23 Hedefteki lider: Kemal Kılıçdaroğlu 25-11-2020 22:09 İktidar yeni bir sayfa açabilir mi? 17-11-2020 01:49 Deprem vergisinin tuhaf hikâyesi 07-11-2020 02:34 Muhalif partiler olmasa memleket ne güzel... 02-11-2020 03:21 Seçim tartışması bu şartlarda biter mi? 23-10-2020 23:33 İktidar ülkeyi nereye sürüklüyor? 09-10-2020 21:45 Hukuku tuşa getiren HDP operasyonu 29-09-2020 15:35 "Samimi demokrasi" buysa... 22-09-2020 19:25 İçişleri Bakanı böyle davranamaz! 16-09-2020 01:19 Atlamayalım... Bahçeli bu defa idam istedi! 11-09-2020 02:51 Barış Atay'a saldırı geçiştirilemez! 05-09-2020 02:24 Müjde ve felaket: Karadeniz’in gazı ve seli 30-08-2020 00:55 İktidarın boş işleri 21-08-2020 03:39 'Nepotizm' dediğin böyle olur! 14-08-2020 03:19 Bugün CHP'den ayrılma ne anlama gelir? 08-08-2020 02:04 CHP'deki muhalefet ne diyor? 02-08-2020 02:48 AK Parti'yle nereye kadar? 24-07-2020 01:45 Muteber işadamı ve durmaksızın patlayan fabrikası 16-07-2020 02:51 İktidar, kıdem tazminatında IMF ile aynı noktada buluştu 08-07-2020 00:46 Ak Parti’nin "ince" hesapları 30-06-2020 02:31 Türkiye, Kürt sorununu kiminle çözecek? 22-06-2020 02:30 HDP'yi kapattırma sevdası 11-06-2020 23:20 Yine neler oluyor? 06-06-2020 00:53 Siyasette iki tıkanma 29-05-2020 23:56 Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil! 15-05-2020 23:09 Kullanım süresi geçmiş suçlama 06-05-2020 20:50 Adalete ve eşitliğe uzak İnfaz Yasası 17-04-2020 23:31 Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu? 14-04-2020 00:49 Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge 02-04-2020 20:56 Korona günlerinde siyaset 15-03-2020 01:28 Ömer Faruk'tan 'Aşk ve Ereksiyon Aşk'ı' 28-02-2020 03:05 Kavala şimdi de FETÖ’nün beyni ve finansörü mü oldu? 20-02-2020 23:42 Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı? 18-02-2020 23:44 Siyasi ayağı ararken 11-02-2020 21:38 Kanal İstanbul tartışması ve son gerçekler 31-12-2019 18:03 Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti 20-12-2019 18:59 Kanal İstanbul-3: Risk bombası! 14-12-2019 02:00 Türkiye ücretli geçişe zorlayabilir mi? * 08-12-2019 01:02 Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı? * 03-12-2019 23:06 Bunu da gördük: Üniversiteye haciz! 25-11-2019 23:32 Dipsiz Göl’ün ölümü 17-11-2019 23:37 Otizmli çocuklara ayrımcılık 11-11-2019 00:57 Zor denklem! 02-11-2019 21:29 Yargı ve adalet krizi 08-10-2019 00:06 Bütün anneler birleşin! 29-09-2019 00:06 Sosyal medya ve 'Gariplikler' * 04-09-2019 16:17 İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş! 29-08-2019 21:57 Yine mi kayyım! 26-08-2019 21:57 HDP Diyarbakır Mitingi'nin düşündürdükleri 31-07-2019 21:54 Hedefteki adalet! 22-07-2019 21:53 Doğu Akdeniz krizi ve iklim değişikliği 20-07-2019 21:51 Ak Parti’de ayrılık rüzgârları 12-07-2019 21:50 Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var? 06-07-2019 21:49 Metamorfoz (başkalaşma) ve 23 Haziran Seçimi 28-06-2019 21:48 S-400'ler ve sol partiler 20-06-2019 21:47 "KHK uygulamaları ve Medeni Ölüm" 26-08-2019 21:45 Türkiye Gemisi 23-05-2019 21:43 #sanatçıyadokunma! 15-05-2019 21:41 İktidar, YSK kararı ve muhalefet 07-05-2019 21:38 Ortada kalan İttifak 02-05-2019 21:37 23 Nisan ve linç girişimi 25-04-2019 21:35 HDP bu seçimlerde ne yaptı? 18-04-2019 21:34 Ak Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı? 11-04-2019 21:33 Ak Parti mahallesinde adresini arayan uyarı 03-04-2019 21:32 Sıradaki kriz: S-400’ler 26-03-2019 21:29 Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği * 15-03-2019 21:27 Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz! 07-03-2019 21:25 CHP manifestosu neler vaat ediyor? 27-02-2019 21:09 Ak Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor? 14-02-2019 21:11 Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezüela 06-02-2019 21:23 Kaz Dağları'nda itiraz ve isyan! 26-08-2019 12:45
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor1024
  • 2Hatayspor1020
  • 3Alanyaspor1020
  • 4Fenerbahçe1019
  • 5Fatih Karagümrük1018
  • 6Beşiktaş917
  • 7Konyaspor1017
  • 8Galatasaray917
  • 9Altay1015
  • 10Adana Demirspor1013
  • 11Başakşehir FK1012
  • 12Gaziantep FK1012
  • 13Yeni Malatyaspor1012
  • 14Sivasspor1011
  • 15Kayserispor1011
  • 16Giresunspor109
  • 17Antalyaspor109
  • 18Göztepe108
  • 19Kasımpaşa106
  • 20Çaykur Rizespor104
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Türkiye'de erken seçim ihtimali var mı?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum