Kitap
Giriş Tarihi : 02-03-2021 02:28   Güncelleme : 16-03-2021 01:33

Saliha Buzok'un 'Ağır Miras'ı 4’üncü baskıya ulaştı

Genç öykücü Saliha Buzok'un geçtiğimiz yılın son aylarında yayımlanan kitabı 'Ağır Miras', 4 ay gibi kısa bir sürede 4'üncü baskısına ulaştı.

Saliha Buzok'un 'Ağır Miras'ı 4’üncü baskıya ulaştı

Saliha Buzok'un 2020 yılının sonlarında 3'üncü baskısı Başka Yerler Yayınları tarafından yapılan Ağır Miras isimli öykü kitabı, 4 ay gibi kısa bir zaman zarfında 4'üncü baskısına ulaştı.

Kısa sürede 3'üncü baskısı tükenip yeni baskısına ulaşan kitabın okuyucular nezdinde bu kadar çok beğenilmesinin ve sevilmesinin nedeni, içindeki öykülerin hemen her gün sokaklarda, kafelerde, mahallemizde gördüğümüz insanları çarpıcı bir atmosferde, sıcak bir dille aktarması olsa gerek. Bir de, yazarın okuyucularıyla birebir kurduğu sahici ve samimi duygu bağı olmalı.

Öyle ki, okuyucuları genç yazara, koronavirüs pandemisinin tüm dünyayı ve ülkemizi kasıp kavurduğu koşullarda bile sosyal medya sayfasından ulaşıp kitabını satın alabiliyor. Zaten yazar da, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde imza günü ve söyleşi gibi etkinliklerin yasaklanmasını pek dert edinmeyip sadece okurlarına ulaşmayı hedeflemiş ve bunu da 4 ay gibi kısa bir sürede gerçekleştirmeyi başarmış.

Okuyucular kitaptaki öyküleri neden çok seviyor?

Genç yazar Saliha Buzok’un anlatı formuna yaslanan, durum/kesit öyküleriyle biçimlendirdiği Ağır Miras’ın ana temasını ‘masumiyet’ oluşturuyor.

Öykülerinde ‘vicdan’, ‘merhamet’, ‘sabır’, ‘paylaşma’, ‘huzur’ gibi yan temalarla karşımıza sıklıkla masumiyetini yitirmemiş insanlar çıkıyor: Bir yandan kötülük etmek isteyen, gıybet eden, bile bile yanlış yapan, yalan söyleyen karakterlerle karşılaşırken, bir yandan onları hep vicdan ve merhametleriyle baş başa bırakan kahramanları görüyoruz.

Öykülerinin neredeyse tümünde, zor yaşam koşullarına rağmen sonsuz anlayış ve iyi niyetin, uçsuz bucaksız sevgi ve saygının mazide kalmadığını, günümüz dünyasında da var olabileceğini; ‘huzur verip huzur duyabilen’ balıkçıları (“Azimli Balıkçı”), çocukluğuna sımsıkı sarılmış şakacı, yaşlı nineleri (“Çocuklar Büyümez”), “Kötü olmazsa kim iyiyi baş üstünde taşır,” diye öğüt veren dostları (“İhtiyar Marangoz”) görmemizi, onları örnek almamızı; kurtuluşumuzun insani değerlere ve geleneğimize tutundukça gerçekleşebileceğini sezdiriyor okuyucuya.

Yoksulluğun, çaresizliğin, mutsuzluğun ve umutsuzluğun kol gezdiği bir dünyada, umut etmenin, emek vermenin, çalışmanın ve kitap okumanın ne denli önemli olduğunu da hemen her öyküsünde hissettiren genç öykücü Saliha Buzok, ‘Ağır Miras’ta okuyucuyu; doğaya ve insana saygıya, çocuklara sevgiye, yaşlılara hürmete, mahalle kültürüne, arkadaşlığa, dostluğa, paylaşmaya ve yardımlaşmaya davet ediyor.

Ve hepimizi, unuttuğumuz ve taşımakta zorlandığımız ağır bir mirası hatırlamaya ve yeniden taşımaya çağırıyor.