Gündem
Giriş Tarihi : 11-07-2020 20:00   Güncelleme : 14-07-2020 01:36

Erdoğan'dan Ayasofya açıklaması: Kimin ne dediğine bakmadık

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya kararına ilişkin, "Haklı kararlılığımız sonucu olarak ibadete açtık. Kimin ne dediğine değil, milletimizin ne istediğine bakarak bu kararı aldık" dedi.

Erdoğan'dan Ayasofya açıklaması: Kimin ne dediğine bakmadık

1970’lerde ilk ihalesi gerçekleştirilen ve Bitlis’in Hizan ile Siirt’in Pervari ilçeleri arasında yapılan Türkiye’nin en yüksek köprüsü olan Botan Çayı Beğendik Köprüsü için açılış töreni düzenlendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, "Yapımı biraz uzunca sürmüş olsa da hamdolsun sonunda şehirlerimizi birbirine bağlayan bu mevcut projeyi bağladık. Burasını ülkemizin en yüksek köprüsü unvanını taşıması önemini işaret ediyor" dedi. 

Konuşmasında Ayasofya'nın ibadete açılmasına da değinen Erdoğan, "Milletimiz, birkaç gün sonra 4'üncü yıldönümüne ulaşacağımız 15 Temmuz gecesi önüne konan bedel canı da olsa mücadeleden geri durmayacağını ve alacağını göstermiştir. Ayasofya'nın yeniden camiye döndürülmesi meselesi bu kararlılığın sonucudur. Ayasofya'yı haklı kararlılığımız sonucu olarak ibadete açtık. Kimin ne dediğine değil, milletimizin ne istediğine bakarak bu kararı aldık. Tıpkı Suriye'de, Libya'da yaptığımız gibi, haklı yolumuzda yürümeyi sürdüreceğiz, büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasına devam edeceğiz" dedi.

Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları şu şekilde: 

Aziz milletim, kıymetli Siirtli, Bitlisli ve Vanlı kardeşlerim, ekranları başında bizi izleyen aziz milletim, değerli misafirler, sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum. Açılışını yapmakta olduğumuz Beğendik Köprüsü ve Küçüksu Pervari yollarımızın ülkemize, şehirlerimize hayırlı olmasını Allah'tan diliyorum.

Emeği geçen kurumlarımızı, yüklenici firmayı, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum. Sarp araziler ve derin vadilerle örülü böyle bir coğrafyada yol yapmanın da, köprü inşa etmenin de sıkıntısını en iyi projelendirip inşa edenler bilir. Türkiye'nin dört bir yanını kara ve demiryollarıyla, tünellerle donatırken, böylesine zorlu coğrafyaları da ihmal etmedik. İktidara geldiğimizde Türkiye'nin karayol uzunluğu 6 bin 100 kilometreydi, biz 27 bin 300 kilometreye uzattık. Ve bununla da kalmadık. Yapımı biraz uzunca sürmüş olsa da hamdolsun sonunda şehirlerimizi birbirine bağlayan bu mevcut projeyi bağladık. Burasını ülkemizin en yüksek köprüsü unvanını taşıması, önemini işaret ediyor. Tamamen Türk mühendis ve işçilerinin eseri olan bu köprünün malzemelerinin tümü de ülkemizde üretilmiştir. İnşallah açılışını yaptığımız yol ve köprü sayesinde bölgemizdeki ticaret ve turizm gelişecektir.

İNŞA ETTİĞİMİZ ESERLERLE MİLLETİMİZİN GÖNLÜNÜ KAZANMAYA ÇALIŞIYORUZ

Dün Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması vesilesiyle rahmetle yâd ettiğimiz Fatih Sultan Mehmet Han'ın vakfiyesine nakşettiği şu güzel söz, "Hüner bir şehr bünyâd etmektir/ Reâyâ kalbin âbâd etmektir". Biz de 18 yıldır ülkemizin 81 vilayetinde eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye, spordan çevreye kadar her alanda inşa ettiğimiz eserlerle milletimizin gönlünü kazanmaya çalışıyoruz. Beğendik Köprüsü'nde kullanılan tüm malzemeler yerli ve millidir. Şehir inşa edeceksen bu dünyada en büyük hüner inşa ve ihya ederek insanların kalbini kazanmaktır. 18 yıldır her alanda yaptığımız eserlerle milletimizin gönlünü kazanmaya çalışıyoruz. 

İSTİKLAL MÜCADELEMİZ BİR SÜREDİR YENİ SINAMALARLA KARŞI KARŞIYADIR

Yaklaşık 1000 yıldır bu topraklarda her dilden, her kökenden insanın ortak bir hedefi vardır. Bu hedef; hep birlikte güven, huzur, refah içinde kardeşçe yaşamaktır. Bu ortak hedefi, terör dahil her yolu engellemeye çalıştılarsa da başaramadılar.

Son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla günümüze kadar ulaşan istiklal mücadelemiz bir süredir yeni sınamalarla karşı karşıyadır. Bu sınamaları Allah'a şükür birer birer başarıyla geride bırakıyoruz. Terör örgütünü tepelemekle kalmadık, kara ve denizde güvenlik hattı oluşturduk. Ekonomimize kurulan tuzakları etkisiz hale getirerek büyüme yolunda ilerlemeyi sürdürdük.

İSTİYORLAR Kİ TÜRKİYE KENDİSİNE SUNULANLA YETİNSİN, HAKKINI ARAMASIN

Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin dahi çaresiz kaldığı krizin üstesinden rahatlıkla gelerek Türkiye'nin gerçek gücünü ortaya koyduk. Bu dönemde sadece milletimize en üst düzeyde sağlık hizmeti sunmakla kalmadık. Süren yatırımları tamamlayıp faaliyete geçirerek asıl gündemimizden kopmadığımızı gösterdik. Gerek içeride, gerek uluslararası alanda ülkemize yönelik saldırıların artması işte bu rahatsızlığın tezahürüdür. İstiyorlar ki Türkiye kendisine sunulanla yetinsin, hakkını aramasın, rekabete kalkışmasın. Bunların anlamadıkları, artık o eski Türkiye'nin geride kaldığıdır.

Bugün her anlamda kimseye eyvallah etmeden, kendi gündemini belirleyen, kendi önceliklerine göre hareket eden bir Türkiye vardır. Elbette bu mücadelede sürekli yeni tuzaklarla karşılaşıyor, yeri geldiğinde kayıplar da veriyoruz. Ama asla yolumuzdan dönmüyoruz. Geçmişte çok fırsatlar kaçırması sağlanan bu ülkenin artık aynı oyuna gelmeyeceğini herkesin anlamasını istiyoruz.

SINIRLARIMIZDA OPERASYON YAPMAYI KENDİLERİNE HAK GÖRENLER, BİZİM GÜVENLİK KAYGILARIMIZI HİÇE SAYABİLİYOR

Ülkemiz egemenlik haklarının kullanımı konusunda çifte standarda maruz kalıyor. Kuklalarla değil, kuklacılarla muhatap olduğumuz bir döneme girdik. Bunun için ne terör örgütleri, ne içine çekilmek istendiğimiz kısır siyasi gündemler, ne diğer tuzaklar işe yaramayacaktır. Hedefimize ulaşıncaya kadar inşaya, ihyaya devam edeceğiz.

Dünyanın öteki ucundan gelip sınırlarımızda operasyon yapmayı kendilerine hak görenler bizim güvenlik kaygılarımızı hiçe sayabiliyor. Bizi sahillerimize hapsedecek ve denize adım atamayacak anlaşmaların peşinde koşanlar, Türkiye'nin meşru anlaşmasına karşı çıkabiliyor. Şeffaflıkla uzaktan yakından ilgisi bulunmayan ülkelere kapılarını açanlar Türkiye'ye yasak koyabiliyor. Ülkenin meşru yönetimini yıkmaya yönelik darbe girişimlerini görmezden gelenler, bununla kalmayıp darbecilere kucak da açabiliyor. Ekonomimizi hedef alanlar, dönüp bir de bizi piyasa kurallarını ihlalle suçlayabiliyor. Ülkelerinde İslam düşmanlığı ve yabancılara yönelik saldırıları önlemeye yönelik adım atanlar, Türkiye'nin iradesine saldırabiliyor.

İşte bu gelişmeleri, dostlarımızla düşmanlarımızı birbirinden ayırmamızı sağlayan birer filtre olarak görüyoruz. İçeride ve dışarıda kimin hangi safta durduğunu gördükçe, bundan sonra neyi, nasıl yapmamız gerektiğini de anlıyoruz. Türkiye hangi konuda kendinden taviz vererek uzlaşma yolu aradıysa hepsinde kaybetmiştir. Buna karşılık hangi konuda ilkeli, kararlı duruş sergilemişse, evet bedelini ödemiştir, ama sonuçta kazanan tarafta yer almıştır.

AYASOFYA'YI KİMİN NE DEDİĞİNE BAKARAK DEĞİL, MİLLETİMİZİN NE İSTEDİĞİNE BAKARAK AÇTIK

Milletimiz, birkaç gün sonra 4'üncü yıldönümüne ulaşacağımız 15 Temmuz gecesi önüne konan bedel canı da olsa mücadeleden geri durmayacağını ve alacağını göstermiştir. Ayasofya'nın yeniden camiye döndürülmesi meselesi bu kararlılığın sonucudur. Ayasofya'yı haklı kararlılığımız sonucu olarak ibadete açtık. Kimin ne dediğine değil, milletimizin ne istediğine bakarak bu kararı aldık. Tıpkı Suriye'de, Libya'da yaptığımız gibi, haklı yolumuzda yürümeyi sürdüreceğiz, büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasına devam edeceğiz.

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Alanyaspor513
  • 2Fenerbahçe511
  • 3Fatih Karagümrük58
  • 4Antalyaspor58
  • 5Kasımpaşa68
  • 6Göztepe67
  • 7BB Erzurumspor47
  • 8Galatasaray57
  • 9Sivasspor47
  • 10Hatayspor47
  • 11Konyaspor46
  • 12Kayserispor56
  • 13Çaykur Rizespor55
  • 14Trabzonspor55
  • 15Yeni Malatyaspor55
  • 16Denizlispor55
  • 17Gaziantep FK54
  • 18Beşiktaş44
  • 19Gençlerbirliği44
  • 20Başakşehir FK54
  • 21MKE Ankaragücü41
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Pandemide 2'nci dalga olur mu? Türkiye ne kadar etkilenir?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum