Gezi
Giriş Tarihi : 12-10-2016 18:04   Güncelleme : 12-10-2016 18:04

Batum'da neler oluyor?

Batum kıyısında yükselen devasa bir kule var

Batum'da neler oluyor?
Batum kıyısında yükselen devasa bir kule var. Rezidans ve büro katları yeni satışa çıkarılıyor. Tam Karadeniz kıyısında bu acayip binayı kim yapmış olabilir soruma, yanıt Cemal’den geliyor: "ABD Başkan adayı Donald Trump."   Türkiye’ye bir taş atımlık uzaklıkta. Ama çoğumuzun ilgi alanı dışında. Artvin’in ilçesi Hopa’nın, Sarp sınır kapısının burnunun dibinde. Son yıllarda da önemli bir petrol rafinerisi ve enerji terminali limanı. Gürcistan’ın özerk cumhuriyeti Acara’nın merkezi Batum’dan söz ediyorum. Batum-İstanbul arasında her gün öğle ve akşam olmak üzere iki uçak seferi var. Batum’a indiğimizde ilginç bir durumla karşılaşıyoruz: Batum ve Hopa yolcuları ayrı kapılardan geçiriliyor. Yani bir anlamda Türkiye içi yolculuk yapar gibi. Zaten Gürcistan’a seyahat için pasaporta gerek yok. Kimlik kartınızla gidebiliyorsunuz. Bu güzelim kent, demin dediğim gibi, pek çoğumuzun ilgi alanı dışında kalmış ama kimi şaibeli isimlerin de sığınak yeri olmuş. Örnek mi istersiniz: Ergenekon davalarının unutulmaz Fethullahçı savcısı Zekeriya Öz. Hatta rivayet odur ki Zekeriya Öz, 15 Temmuz darbesi istedikleri gibi sonuçlanacak umuduyla Sarp sınır kapısında Türkiye’ye geçmek için beklemiş. Ama beklentisi boşa çıkınca geri dönmüş. Neyse, biz siyaseti bırakıp Batum’u ve Acara’yı anlatalım. Avrupa Bölge Meclisleri-AER (Assemly of European Regions) isimli Avrupa Konseyi bünyesindeki kuruluşun Karadeniz Zirvesi için Batum’dayız. AER Başkanı Türk Dr. Hande Bozatlı temaslarını sürdürüyor. Bizler de bir yandan toplantıları izlerken, bir yandan da turistik gezi yapıyoruz. Batum’un çarşı meydanına yürürken önümüzden Batum Belediyesi’nin turist otobüsü geçiyor. Otobüs dediysem, altı kişilik. Tahminim 20 km. hız yapıyor. Aracı durdurup içine atlıyor, kenti boydan boya gezmek istediğimizi söylüyoruz. Şoför, güleç bir adam. Pek de konuşkan. Daha 'merhaba' demeden kendini Acaralı Cemal olarak tanıtıyor. Sonra başlıyor aile geçmişini anlatmaya. Meğer Cemal, Müslüman bir Acar’mış. 200 bin nüfuslu Batum’da Müslüman Acarların yaygın olarak yaşadıklarını söylüyor. Merakımdan, Cemal’e otobüsün neden bu kadar ağır gittiğini soruyorum. Gülüyor. "Bu araba Çin malı; elektrikle çalışıyor. Geceden şarj ediyorsun, ertesi sabaha hazır. Ama fazla hız yapmayacaksın, yoksa şarjı hemen boşalıyor." Yola koyuluyoruz. İlk kez 1997’de gittiğim Batum’la bugünkü Batum arasında dağlar kadar fark var. 19 yıl önce Batum, terk edilmiş bir liman kenti görünümündeyken bugün önemli bir ticaret merkezi haline gelmiş. Öyle ki aklınıza zor gelecek isimler buraya yatırım yapmış. Örnek mi? Batum kıyısında yükselen devasa bir kule var. Rezidans ve büro katları yeni satışa çıkarılıyor. Tam Karadeniz kıyısında bu acayip binayı kim yapmış olabilir soruma, yanıt Cemal’den geliyor: "ABD Başkan adayı Donald Trump." Vay canına sayın seyirciler, demekten kendimi alamıyorum. Peki, bu dairelerin metrekare fiyatı ne? Cevap: "3.500 dolar. Ama oradan 200 metre sola gittiğinde fiyatlar 350 dolara kadar düşüyor." Demek Trump, inşaatına inci, boncuk kondurmuş. Batum sahili boyunca giderken Cemal eliyle çok geniş bir apartman bloğunu işaret ediyor. "Bizim eski Cumhurbaşkanı Saakaşvili Batum’u çok severdi. Burada bayağı bir mülk edindi. Şu anda Gürcistan’ın Ukrayna Büyükelçisi ama bir ayağı da Batum’da." Saakaşvili Batum’u öyle bir sevmiş ki tam kıyıda Trump kulesinin burnunun dibinde demirden bir başka kule yaptırmış. Bu kulenin üzerinde Gürcistan alfabesi var. Yol boyunca dikkatimi her tarafta kumarhane oluşu çekiyor. Anlaşılan kumar sektörü burası için önemli bir gelir kaynağı. Bir de oteller, oteller. Hilton’undan tut, Sheraton’undan çık, bizim kaldığımız Radisson Blu’ya kadar her türlü seçenek var. Bunları işletenlerin çoğu da Türk şirketleri. Bir de Türk lokantaları. Acaralı Cemal diyor ki: "Nedenini bilmiyorum ama Türk lokantaları çok pahalı. Bizimkilerin iki misli fiyat kesiyorlar. Bu da haksızlık." Söz fiyatlardan açılmışken başlıyor yakınmaya: "Elime ayda 100 dolar para geçiyor. Emekliyim ya. Şimdi bu turist otobüsü işinde de üç beş kuruş kazanıyorum. Batum’da insanlar böyle kıt kanaat geçiniyor. Zaten Saakaşvili bizi yaktı. Ah, o komünizm dönemi yok muydu? Hepimiz ne mutlu, ne refah içinde yaşardık. Eğitim, sağlık hizmetleri bedavaydı." "Peki, Acarların çoğu ne düşünüyor?" "Aynen benim gibi düşünüyor. Komünizm döneminde bolluk vardı." derken limanın bir ucunda duruyoruz. Cemal bize dönüyor: "Ali ve Nino’yu biliyor musunuz?” Bilmez miyim? 1930’larda Azeri yazar Kurban Said’in yazdığı ünlü kitap Azeri delikanlı Ali Şirvanşir’le Gürcü Hıristiyan genç kız Nino’nun öyküsü. Cemal: “Karşınıza bakın. Ali ve Nino’nun heykelini göreceksiniz." diyor. İnanılır gibi değil. İnce demir çubuklardan yapılmış iki heykel çok ağır dönen bir kaideye oturtulmuş. Kaide döndükçe iki heykel bir ayrılıyor, bir sarılıyor. Arabadan inip heykelin yanına koşuyorum. Kendi türünde tam bir sanat eseri. Bizde olsa, kimi yöneticiler, "Tükürmüşüm böyle sanatın içine!" diye söylenirdi. Kültür farkı başka bir şey, diyerek bugünkü yazımı sonlandırayım.

Leyla Tavşanoğlu

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Süper LigOP
  • 1Trabzonspor2653
  • 2Başakşehir FK2653
  • 3Galatasaray2650
  • 4Sivasspor2649
  • 5Beşiktaş2644
  • 6Alanyaspor2643
  • 7Fenerbahçe2640
  • 8Göztepe2637
  • 9Gaziantep FK2632
  • 10Denizlispor2631
  • 11Antalyaspor2630
  • 12Gençlerbirliği2628
  • 13Kasımpaşa2626
  • 14Konyaspor2626
  • 15Yeni Malatyaspor2625
  • 16Çaykur Rizespor2625
  • 17MKE Ankaragücü2623
  • 18Kayserispor2622
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
webmaster forum