alanya escort

SON DAKİKA

Son Medya Haber
World Max
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Ayhan Şahin
E-Posta : ayhsah@gmail.com
Twitter : https://twitter.com/ayhsah

Siyasal İslamcılara sorular… Bu neyin kafası?

Eğitimde dünya sıralamasındaki yerimiz falan ortadayken ve bunun doğal bir sonucu olarak gençler arasında işsizlik milyonlara ulaşmışken, “bu adam kazanacak” ne demek hakikaten?

Siyasal İslamcılara sorular… Bu neyin kafası?
Bu haber 25 Haziran 2019 - 1:27 'de eklendi.

Yenilenen İstanbul seçimlerini, Millet İttifakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu’nun Cumhur İttifakı’nın adayı Binali Yıldırım’a 9 puanlık bir fark atarak kazanmasının ardından, muhalif medyada en çok konuşulan konuların başında toplumsal kutuplaşma, suçlayıcı ve mahkûm edici tehditkâr üslup, hak, hukuk, adalet meselesi; özetle toplumdaki değişim isteği geliyordu.

Sadece İmamoğlu’nun değil, toplumun bütün katmanlarının çirkin ithamlara maruz kaldığı bir dilden bahsediyoruz: Yer yer iftiraya varan bu tuhaf dilin sebebi, bir vakitler yok sayılan, görmezden gelinen kitlelerin toplumsal hayatta görünür olmaya başlamasıyla iktidarın nimetlerinden yararlanması ve “görünür” kalabilmek için her yolu mubah sayması olsa gerek. Ne var ki geçmiş yıllarda “sessiz yığınlar”ın Cumhuriyet zihniyeti ve askeri vesayete karşı kamusal alanda kendine yer açabilmek için verdiği mücadeleyi destekleyenler sanki sol-sosyalist kesimler değilmişçesine, KHK’lar aracılığıyla devletin bütün kurumlarından ilk tasfiye edilenlerin de yine kendilerinin olması, sözkonusu zihniyetin birlikte yaşama isteğine ne denli uzak olduğunu gösteren çok önemli bir noktaydı.

Seçim gecesi İmamoğlu’nun Beylikdüzü’nde gerçekleştirdiği konuşmaya herkesin bir yanındakinin elini tutmasını isteyerek başlaması ve “sevgi kazandı” demesi de ülkedeki ayrışmanın artık son bulması gerektiğinin en somut kanıtıydı. Ama hepsinden önemlisi, işsizlik, geçim derdi, hayat pahalılığı, eğitim, deprem hazırlığı, Suriyeli mülteciler gibi ülkenin bir yığın sorunu varken, milletin birbirinin kılık kıyafeti veya yaşama biçimiyle kafayı bozması, “dış ve iç düşmanlar” yaftasıyla Batı’yla iltisaklı “hainler” gibi görülmesi, Türkiye’nin geleceğine ilişkin siyasi, iktisadi ve kültürel açıdan hiçbir projesinin olmadığına delalet ediyordu. Zaten bu nedenle olacak ki İmamoğlu da, yukarıda sıraladığım yakıcı sorunların altını çizerek, “Hiçbir siyasi mesele insanlarımızın mutluluğundan, işsizlikten daha önemli olamaz” deme gereğini duymuştu.

Muhalif medyada İmamoğlu’nun kazanmasının nedenleri üzerinde durulurken, yine bilindik şeyler tekrarlanınca, haliyle anaakım medyanın seçim sonuçlarını nasıl yorumladığını merak ettim ve ilk olarak A Haber’e, sonrasında da Ülke TV’ye baktım. Köşeyazarları tarafından öyle tuhaf değerlendirmeler yapılıyordu ki, oldukça şaşırtıcıydı. Mesela şöyle bir şey deniliyordu: “Terör örgütlerinin destek verdiği ayan beyan bilinen bir başkan adayına İstanbul halkı neden oy verdi? Bunu anlamaya çalışmamız lazım.”

Aslında soru şudur: Kim terör örgütü? HDP mi, yoksa PKK mı? Eğer PKK’ysa Abdullah Öcalan zaten tavrını seçime iki gün kala dolaşıma sokulan mektubuyla açık etti, Kürtlerin tarafsız bir pozisyon almasını istedi. PKK değilse HDP mi?

Yine seçimlerden hemen önce, popüler bir edebiyat dergisinin başına getirilen, yazınsal yeteneği kendinden menkul bir yayın yönetmeninin, Twitter’da “Layiklik elden gidiyaah” diyen adamın fotoğrafını paylaşıp, “Pazar günü bu adam kazanacak” demesi de bir başka garabetti. Acaba demek istediği, “röportajla kürtajı birbirinden ayıramayan kişiler iktidara gelmeli” miydi; “biz yoksul, eğitimsiz kesimlerin iktidarını arzuluyoruz” muydu?

Eğitimde dünya sıralamasındaki yerimiz falan ortadayken ve bunun doğal bir sonucu olarak gençler arasında işsizlik milyonlara ulaşmışken, “bu adam kazanacak” ne demek hakikaten?

Toplumdaki bölünmeyi, kırgınlığı, gelecek kaygısını, mutlu olma isteğini falan her şeyi es geçip sırf iktidarını muhafaza edebilmek adına yanlış bir dilden, yanlış bir söylemden, yanlış bir toplumsal modelden medet ummak neyin kafasıdır Allah aşkına?

Siyasal İslamcılar “kitle kuyrukçuluğu” ve hamaset edebiyatıyla vakit kaybedecekleri yerde, acilen şu soruların yanıtını aramalılar:

Dış borç çıkmazı her geçen gün büyürken ülkenin ekonomik gelişimini, işsizliği, yoksulluğu, hayat pahalılığını, istihdam sorununu nasıl çözeceksiniz? S-400 krizi bağlamında ABD ve Rusya’yla ilişkilerimizi nasıl konumlandıracaksınız? Savaş çıkma noktasına gelen Doğu Akdeniz meselesinde ne gibi adımlar atmayı düşünüyorsunuz? Geçen yıl gelişmiş ülkelere gerçekleşen 250 bin kişilik beyin göçünü nasıl önleyeceksiniz? Modern dünyaya nasıl eklemleneceksiniz? Suriye ve İdlip meselesi ne olacak? Avrupa Birliği’yle ilişkilerimiz, içerideki mülteciler, Kürt sorunu, FETÖ açmazı, demokrasi ve hukukun işlememesi vb…

Hal böyleyken ve en temel önceliğimiz ekonominin güçlenebilmesi için eğitim sistemini rasyonel ve bilimsel bir çizgiye çekmemiz gerekirken, ülkenin ekonomik sorunlarını “Layiklik elden gidiyaaah” diyen kitlelerin desteğiyle mi çözmeyi düşünüyorsunuz; yoksa dışarıya bağımlı ekonomimizi her zaman olduğu gibi yine “dış güçler”den kaynak tahsisi sağlayarak mı idare etmeyi düşünüyorsunuz?

Sahi bu neyin kafası?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ YAZILAR
istanbul escortistanbul eskortescort istanbulbursa bayan escortescort bayanistanbul escortistanbul eskortantalya escorttravestiistanbul travestiankara travestieskişehir escortbursa escorttuzla escortgaziantep escortistanbul escortbursa escortbursa escort