alanya escortalanya escortistanbul escort porno izle

SON DAKİKA

Son Medya Haber
World Max
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Dursun Özden
E-Posta : dursunozden@sonmedya.com.tr
Twitter : https://twitter.com/DursunOzden1

‘Marka Kent’ olmak

Bugünlerde, Niğde Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından servis edilen; sosyal medyada çokça gezinen bir haber ve kısa film kapsamındaki yalan, yanlış ve gerçeği çarpıtıcı bilgiler hakkında, uyarıda bulunma gereksinimi duymaktayız.

‘Marka Kent’ olmak
Bu haber 26 Mayıs 2019 - 23:57 'de eklendi.

Niğde Adım Gazetesi‘nde yayınlanmayan bu yazım, tüm Niğdeli hemşerilerime bayram armağanıdır…

Niğde Adım Gazetesi yöneticilerinin isteği üzerine, memleketim Niğde ile ilgili bir deneme yazmak istedim. (Ne yazık ki, sansüre uğradı ve yayımlanmadı.)

Niğde nereye koşuyor?

Bu yavaş adım koşuda Niğde’nin tarihi ilçesi Ulukışla’da neler oluyor? 

Bir türlü nüfusu artmayan Ulukışla ilçesi, markalaşma adı verilen bu projenin neresinde?

Bir turizm cenneti olan Anadolu coğrafyası, dünya turizm pastasından gerekli payı alamıyor. Elbette bunun bildik nedenleri vardır. Dünyada, bölgemizde ve ülkemizde süren savaş, terör ve ekonomik krizleri sayabiliriz. Bunların yanı sıra, başka nedenler de bulunmaktadır.

Ülkemizde keşfedilen ve çıkarılan arkeolojik, tarihi ve kültürel bulguların tarihi, zamanımızdan 13 bin yıl eskilere dayanmaktadır. Dört mevsimin yaşadığı Anadolu coğrafyası doğa, çevre, eko ve alternatif turizm potansiyeli bakımından da zengin miras alanıdır.

Bereketli Orta Anadolu coğrafyasında bulunan Niğde, bu bağlamda yeni adımlar atarak; bölgenin turizm merkezi olma özelliğini sürdürüyor.

Niğde tarihin bir döneminde, Kapadokya’nın başkenti olma özelliği yanı sıra; coğrafi ve sosyal yapısı ile doğal bir güvenlik kuşağını oluşturan Orta Toros Dağlarının güneye açılan kapısı olma özelliği yanı sıra; vatanına, devletine bağlı konuksever halkı ile de turizm potansiyelini geliştirmek için yeni ve çağdaş hamleler yapıyor. 

Ahiler Ajansı destekli ve Niğde Valiliği’nin başlattığı “Marka Kent Niğde” projesi çalışmaları, bu girişimci hamlenin yalnızca bir başlangıcıdır. Üniversite, sivil toplum kuruluşları, ticaret odası ve girişimci iş adamların da sınırlı destek verdiği bu projede aksayan yanlarda bulunmaktadır. Bu projenin yürütücüleri, eleştiri ve uyarılardan rahatsız olmamalı ve sesli düşünenlere önem vermelidir. Bu tökezlemeleri tespit edip, yapıcı eleştirilerle uyarmak ve doğruyu göstermekte, basın mensubu olan bizlerin görevimizdir. 

Bugünlerde, Niğde Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından servis edilen; sosyal medyada çokça gezinen bir haber ve kısa film kapsamındaki yalan, yanlış ve gerçeği çarpıtıcı bilgiler hakkında, uyarıda bulunma gereksinimi duymaktayız.

Niğde / Ulukışla İlçesi Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı adlı tanıtım kitapçığı ve 5.37 dakikalık kısa filmdeki bilgi ve görüntülerin çoğu yanlış ve çarpıtmadır. Herhalde başka ilçeler ve tarihi yapılar içinde benzeri şeyler yapılmış olabilir. Bunu kim, ne kadar paraya hazırlattı ve yaptıysa, hesap vermelidir; en kısa zamanda düzeltmelidir. 

Adı geçen kısa film ve broşürde:

1-) “Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ın el yazısını görmek için, Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Külliyesi’ndeyiz”  denmektedir. Oysa, Faruk Nafiz Çamlıbel’in 1923 yılında yazdığı “Han Duvarları” şiirindeki Şeyhoğlu Satılmış’la ilgili dizeler, Kayseri’nin İncesu ilçesinde bulunan Kara Mustafa Paşa Kervansarayı’nda geçmektedir. 

2-) “Hiç kimse Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış kadar tanınmamış burada” denmektedir. “Han Duvarları” şiirinde geçen Şeyhoğlu Satılmış, Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı’nda kalmamıştır.

3-) “Faruk Nafiz Çamlıbel, Kayseri’den Ulukışla’ya yaptığı 3 gün 4 gecelik yolculukta, Han Duvarları şiirini yazmış” denmektedir. Oysa, bir edebiyat öğretmeni olan şair Faruk Nafiz, İstanbul’dan Ulukışla’ya tren ile gelmiş, Bir gün Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Külliyesinde konuk olmuş (o tarihte Ulukışla-Niğde-Kayseri demiryolu hattı olmadığı için), ertesi günde yaylı denen at arabası ile Ulukışla, Niğde, İncesu ve Kayseri’ye gitmiştir (3 gece, 4 günde).

4-) “Şair bu kervansarayda rastlar Satılmış’ın bu şiirine. Hanın duvarları böyle yazılarla dolu. Satılmış’ın iç yangını buraya dökülmüş” denmektedir. Ulukışla Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı duvarlarında ne Satılmış’ın şiiri ve ne de hanın duvarlarında, iç yangını olup dökülen dizeler vardır.

5-) “Aslen Ulukışlalı olan Öküz Mehmet Paşa, kendi memleketi için bu kervansarayı yaptırdı.” 1616 yılında yapımına başlanan bu külliye, 1922 yılında tamamlanmıştır. Kuşadası Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı ise, 1618’de bitirilmiştir. Aslen Aksaraylı olup (Ulukışlalı değil), Kasımpaşa ve Karagümrüklü bir nalbantın oğlu olan Sadrazam Öküz Mehmet Paşa’ya neden “Öküz” adı verilmesine ise hiç değinilmemiştir. Eski bir Selçuklu ve İlhanlı Hanı ve camisi yanına yapılan bu kervansarayın ardıç ağacı kazıkları üzerine inşa edilişinden ise hiç söz edilmemiştir.

Eski adı Secaeddin ve Hamidiye olan Ulukışla, bu kervansarayın yapılışının (1622) ardından; Ulu-Kışlak ya da Ulukışla olarak anılmıştır. Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı ile adı özdeşleşen Ulukışla hakkında kısa bilgi de şöyledir:

Ulukışla yöresi coğrafi konumu ve stratejik önemi nedeniyle hemen her dönemde canlı ve hareketli bir yöre olmuştur. Bu yöre tarih boyunca değişik kültürden insan topluluklarını bünyesinde barındırmıştır. Bölgenin kayda değer bilinen ilk tarihi olayı, Sümer ve Hitit İmparatorluğu’na dahil oluşudur. Hititlerden sonra bölge; sırasıyla Asurlar, Frigler, Persler ve İ.Ö. 334 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender’in eline geçmiştir. Daha sonra Selevkos ( Asya) İmparatorları ile Kapadokya Kralları arasında çekişmelere sahne olmuştur. İ.Ö. 17 – İ.S. 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girmişse de İmparatorluğun ikiye ayrılmasıyla, 1075 yılına kadar Bizans İmparatorluğu’nun hâkimiyetinde kalmıştır. Ulukışla’ya bağlı Porsuk köyü sınırları içinde bulunan Zeyve Höyüğü’nde yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu ele geçen buluntular Hitit, Frig ve Roma dönemlerine aittir. Kent Roma döneminde Kraliçe Faustina’ya atfen Faustinepolis adıyla anılmıştır. Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un karısı Faustina’nın mezarı Ulukışla yakınındaki Başmakçı köyündedir. Kent yakınındaki bu kale, Lülve-Luli-Lolan adıyla anılmaktadır.

Bölge Melikşah’ın komutanlarından Emir Ahmed Danişmend Taylı ve oğlu Emir Gazi tarafından fethedilmiştir. 1156-1192 tarihleri arasında hüküm süren II. İzzeddin Kılıçarslan, Niğde ili topraklarını Konya Sultanlığı’na bağlamıştır. I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in (1192-1211) oğlu, I. İzzeddin Keykavus döneminde (1211-19) Ulukışla’nın yönetim bakımından Niğde’ye bağlandığı bilinmektedir.

Niğde, 1327’de İlhanlıların, 1357 tarihinden itibaren de Karamanoğullarının yönetimine girmiştir. Niğde’nin Osmanlı topraklarına katılması, Fatih’in 1466 yılında Konya’yı ele geçirmesi ve 1470 yılında İshak Paşa’nın Niğde’yi zapt etmesiyle gerçekleşmiştir. Doğuya yapılan seferlerde Niğde ili güvenli bir konaklama yeri olmuştur. İran seferinden dönen Kanuni Sultan Süleyman da 1549 yılında Ulukışla’dan geçmiştir.

Ulukışla, XVI. yüzyılda Niğde’nin Bor kazasında Secaeddin Nahiyesi XVIII. yüzyılda, Şücaeddin XIX. yüzyılda ise Bozok Eyaletinde Şücaeddin ve Ulukışla adlarında kazaydı. Halk arasında “Kışla” adıyla anılan Öküz Mehmet Paşa Külliyesi nedeniyle en son Ulukışla olarak adlandırılmıştır. İlçe daha sonraları Niğde’ye bağlanmış, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa zamanında Nevşehir’in yıldızının parlamasıyla önem kazanmıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında, Kuvayı Milliyeci Şevki Alpagut ve Müftü Bahattin Efendi’nin başlattığı, Fransız işgalcilere karşı mücadele veren Kuvayı Milliye’nin başlıca üstlerinden birisi olmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki kez (1934, 1937) geldiği Ulukışla, onlarca yıldır bir türlü nüfusu artmayan, Niğde’ye bağlı şirin bir ilçedir. Ulukışla, Anadolu’nun aydınlık ve yoksul yüzüdür.

Adana-Ankara, Mersin-Konya Karayolu ve Kayseri-Adana demiryolu makasında bulunan Ulukışla, coğrafi konumu ve stratejik özelliği ile de tarihin her döneminde dikkat çekmiştir. Büyük İskender’in doğu seferi sırasında, Gülek Boğazı’nı geçmeden önce, Ulukışla’nın Beyağıl köyü altında bulunan Bedirge Mevkiinde 17 gün konakladığı da bilinmektedir. Beyağıl köyü doğusunda bulunan ve o dönemde haberleşme kulesi olarak kullanılan Çatal Kaya, Porsuk köyü, Tapır Mevkiindeki Hitit Höyüğü, Maden köyü, kuzey kayalıklarında yazılı bulunan dünyanın en eski (MÖ 3000) Maden Arama Ruhsatı ve Yeniköy yakınlarındaki Kral Yolu Hanı ise, bölgenin başka tarihi zengin mirası olarak ilgi bekliyor. 

Dünyada yalnızca Bolkar Dağı’nın 2600 metre rakımında bulunan Karagöl ve Çinigöl’de yaşayan endemik sessiz Toros (Rana Holtzi) Kurbağası da can çekişiyor. Ayrıca bazı rant çevrelerini beslemek için, bu bölgede yapılmak istenen Kayak Merkezi ve ucube Otel inşaatı da endemik flora ve fauna zenginliğini tehdit ediyor.

Tüm bu endişelerin ve doğal zenginliklerin yanı sıra, Alternatif ve Eko Turizm potansiyeli olan Ulukışla ve çevresinde bulunan değerlerin keşfedilmesi, korunması ve tanıtılması için; yalan ve yanlış bilgiler ve projeler yerine, çevre ve doğa dostu olan bu gerçekçi projeleri özveriyle desteklemek; kimi mesnetsiz söylentilere neden olan “Marka Kent Niğde” koşturması, atılımı ve açılımı için hayırlı olmasını ummaktayız. Ama her şey için, zaman en güzel tanıktır.

Faruk Nafiz Çamlıbel’in Ulukışla’dan başlayıp Kayseri Lisesi’nde biten 3 günlük yolculuğunun ardından yazdığı Kayseri Lisesi Marşı ve Onuncu Yıl Marşı ile taçlaşan yolculuğu, aynı zamanda Şiirin Yol Öyküsü ve Anadolu coğrafyasının ve insanlarının tasviridir. Bu yol öyküsünden hareketle, yönetmenliğini yaptığım, Niğde Valiliği ve Sinema Genel Müdürlüğü desteği ile çektiğimiz, 46 dakikalık Han Duvarları Belgeseli yeniden izlenmelidir.

1970 yılında Niğde Lisesi’ni bitirdim. Onurluyum bu nedenle… Yayımlanmış 35 kitabımın yanı sıra, gittiğim 99 ülkede ve arşınladığım tüm Anadolu coğrafyasında, öz kültürel değerlerimizi merakla araştırdım, keşfettim ve belgeledim.

UNESCO Dünya Su Forumu etkinliklerinde ülkemi temsil ettim. Bu etkinliklerde Niğde Su Medeniyeti belgeseli İngilizce dublajının gösterimini sağladım. Yönetmenliğini yaptığım ve konusu Niğde ve çevresinde geçen Han Duvarları belgeselinin İngilizce dublajı pek çok ülke, üniversite ve kentte gösteriliyor.

İkinci Dünya koşullarında, Kutsal Emanetlerin ve devletin “çok gizli” envanterlerinin 4 yıl Niğde’de saklanmasını konu edinen ve Niğde mekânlı, 1924 mübadele acısını anlatan belgesel projelerime kimse destek olmadı. Oysa Atatürk, “Benim Kahraman, vatansever ve fedakâr Niğdelilere güvenim tamdır” demişti.

Bize Gazi Mustafa Kemal Atatürk, insanlık, Anadolu ve Niğde sevgisini aşılayan sanat tarihi öğretmenimiz sevgili Ahmet Akif Tütenk başta olmak üzere, tüm öğretmenlerimiz aslında birer marka idi. Ama ne yazık ki “Anadolu’nun Aydınlık yüzü Niğde”, hâlâ marka kent arayışı içindedir.

Esin kaynağımız Niğde’ye selam olsun: 

“…o niğdeli, asırlık çınar gövdesinde yeşeren fide

o tan aydınlığında geceyi ilk öpen, sarı benizli iğde

ve de söyle, kaç bahar geçti bu sevdanın üstünden

ilk aşkım hüdavent; elma yanaklı, kiraz dudaklı niğde.”

(Dursun Özden, Lilith Tabletleri, 1969)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ YAZILAR
bursa bayan escortescort bayan