SON DAKİKA

Son Medya Haber
World Max
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Kültür ve Turizm Bakanı: 2018 hedefimiz 36 milyon yabancı turist

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, 2018 yılı  hedefinin 36 milyon yabancı turist ve 34 milyar dolar da turizm geliri olduğunu söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı: 2018 hedefimiz 36 milyon yabancı turist
Bu haber 14 Ocak 2018 - 14:51 'de eklendi.

Antalya Belek Turizm Merkezi’nde ulusal medya kuruluşlarının Ankara  temsilcileriyle bir araya gelen Bakan Kurtulmuş, sıcak gündemin yanı sıra turizm  kültürel alanda yürüttükleri faaliyetleri ilişkin bir sunum yaparak soruları  cevapladı.

Kültür ve Turizm Bakanı olarak yaklaşık 6 aydır görev yaptığını  anımsatan Kurtulmuş, bu süreçte bakanlığı, bakanlığın da kendisini tanıdığını,  Türkiye’nin kültür ve sanat camiasını ve politikalarını yakından görme imkanı  olduğunu belirtti.

“Öncelikle şunu söylemek isterim, esas meselemiz bizim herhalde milli  kültürel bağımsızlık meselesidir. Bu, bugünün meselesi de değil.” diyen  Kurtulmuş, yaklaşık 2 asırdır, Osmanlı’nın Batı’yla karşılaşması sonrasında,  özellikle teknoloji ve ekonomi alanındaki yenilgiyi hissetmesiyle birlikte, bugün  tashih etmek durumunda oldukları bir kültürel anlayışın bulunduğunu bildirdi.

Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“O da şudur; biz batıya karşı meydan okumamızı, onların kültürel üst  yapısını alır, taklit eder, onlar gibi olursak, kendi köklerimizi, milli  değerlerimizi, varlığımızı, birikimimizi bir şekilde kenara koyarsak adam oluruz  zanneden, telakki eden bir anlayış tanzimatla  meşrutiyetle birlikte gelen ve  maalesef cumhuriyetin elitleri tarafından da bir şekilde benimsenen, bugün bile  belli oranda etkileri olan bir anlayış. Bu tashih edilmesi gereken bir husus.  Çünkü biliyoruz ki bizim yakın siyasi tarihimiz de şunu gösteriyor, milli  kültürel bağımsızlığa sahip olmayan milletlerin bir şekilde ekonomik ve  teknolojik alanda da bağımsız olabilmeleri mümkün değil. Onun için bu alana  yoğunlaşmamız gerekiyor. Bu şu demek değil, dünyadan kopuk, tamamıyla Türkiye’nin  içerisine kapanmış bir kültür anlayışı değil. Tam tersine dünyadaki gelişmeleri  bilen, ama bu topraklarda, Anadolu topraklarında ne varsa bunun hepsini  Türkiye’nin birikimi olarak kabul eden ve bu birikim üzerinden dünyaya kültürde,  sanatta yeni şeyler söyleyebilme iddiasında olan bir kültürel telakkiyi, anlayışı  ortaya koymak durumundayız. Bu topraklarda bu anlamda bize muazzam bir zenginlik  sağladığını görüyoruz, ben de işin içine girdikçe daha çok görüyorum.”

Kurtulmuş, Troya’dan Osmanlı’ya kadar 24 büyük medeniyetin Anadolu  topraklarından geçtiğini, bunların her birinin geriye bıraktığı büyük bir miras  bulunduğunu, bunların hepsinin kabul edilmesi gerektiğine değindi. Kurtulmuş, “Bu  topraklarda Troya’nın birikimi de bizim birikimimiz, Karyalıların birikimi de  bizim birikimimiz, Osmanlı’nın, Selçuklu’nun birikimi de bizim birikimimiz. Bu  topraklarda Aşık Nesimi ile Yunus Emre’yi ayırmadan, her ikisini birden bizim  birikimimiz olarak kabul etmek durumundayız. Necip Fazıl’la Mehmet Akif’i, Nazım  Hikmet’i birbirinden ayırmadan, onlar kendi dönemlerinin içerisindeki  farklılıklara rağmen bunların hepsini kabul etmek durumundayız.” ifadesini  kullandı.

TURİZMDE PAZAR VE ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ

Bakan Kurtulmuş, turizm sektöründe pazar ve ürün çeşitlendirmesinin  önemine dikkati çekti.

Kurtulmuş, “Çin, Hindistan, Güney Kore, Japonya, Endonezya ve Malezya  gibi Asya ülkelerini yeni pazarlar olarak görüyoruz. Yaklaşık bu 6 ülkenin nüfusu  dünya nüfusunun yarısı ve her birisinde çok kuvvetli bir orta sınıf var. Ayrıca  Türkiye gibi bir ülkede sadece deniz turizmine bağlı kalınmamalı, kış turizmi,  doğa turizmi, yayla turizmi, kongre, gastronomi gibi turizm alanlarında  çalışmalarımız da sürüyor.” dedi.

Son 6 ayda çok sayıda uluslararası organizasyona ve fuara  katıldıklarını belirten Kurtulmuş, uluslararası organizasyonlarda görünmenin çok  faydası olduğunu dile getirdi. Bakan Kurtulmuş, 2018 yılı içerisinde Troya  yılının kutlanacağını, bazı uluslararası örgütlerin yıllık toplantılarının  Türkiye’de yapılacağını vurguladı.

Turizmde 2014 yılının zirve yılı olduğunu, 2015 ve 2016 yıllarında ise  turizmin “dibe” vurduğunu aktaran Kurtulmuş, Rusya ile yaşanan uçak krizi, terör,  FETÖ’nün saldırısı, Avrupa’daki seçimler ve Türkiye’ye karşı ortaya çıkan tavır  gibi bazı olumsuzlukların yaşandığını, bunların da sektörü etkilediğini  anımsattı.

Bakan Kurtulmuş, şu değerlendirmelerde bulundu:

“2017’nin sonunda ikisi de hakikaten turizm sektöründe önemli isimler,  birisi Talep Rifai, 2017 sonunda Dünya Turizm Örgütü Genel Sekreterliğini  bırakan, Türkiye dostu, Ürdün kökenli önemli bir isim. Anne tarafından da Türk  olan birisi, Osmanlı soyundan gelen birisi. O çok güzel bir şey söyledi,  ‘İnanılmaz bir geri dönüşle Türkiye gerçekten 2017’yi çok başarılı bir şekilde  kapatmıştır diye. Yine Yunanistan’ın Turizm Bakanı da o da turizm dünyasının  tanıdığı birisi, Türkiye’nin turizm savaşına geri dönmesinin Türkiye için önemli  olduğunu ifade etti.”

2018 HEDEFİ 36 MİLYON YABANCI TURİST

Kurtulmuş, 2017’nin 32,4 milyon turist sayısı ve yaklaşık 26 milyar  dolar turizm geliriyle tamamlandığını anımsattı. Kurtulmuş, turizm gelirinde  yüzde 17, turist sayısında da yüzde 28 artış olduğunu, Rusya’dan yaklaşık 5  milyon, Almanya’dan da 3,5 milyon ziyaretçinin geldiğini söyledi. 2018’de tur  operatörlerinden gelen erken rezervasyon konusunda ciddi bir kıpırdanma olduğunu  belirten Kurtulmuş, ülkelere göre erken rezervasyon rakamlarının geçen yıla  oranla yüzde 20 ile yüzde 60 arasında artış gösterdiğini bildirdi.

Kültür ve Turizm Bakanı Kurtulmuş, “Kruvaziyer turizm de biliyorsunuz  son 2 yılda durdu. ABD ile vize krizinin aşılmasıyla burada da ciddi bir ivmenin  olacağını düşünüyoruz. 2018 yılı için 36 milyon turist ve 34 milyar dolarlık bir  turizm geliri elde etmemiz hiç de zor değildir. Eğer gelişmeler böyle devam  ederse, bu projeksiyonlar 2018 yılına gerçekten yansırsa bu şekilde olacaktır  diye düşünüyoruz. Ayrıca, seyahat acentelerine verdiğimiz destekleri devam  ettiriyoruz, yani en son 9 bin dolara kadar bu destekleri çıkartıyoruz.” diye  konuştu.

KAÇIRILAN TARİHİ ESERLERİN TÜRKİYE’YE GETİRİLMESİ

Çok ciddi mesafe almaya başladıkları alanlardan birinin de kaçırılan  tarihi eserlerin Türkiye’ye geri getirilmesi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, 14  Eylül 2017 tarihinde Herakles Lahdi’nin Antalya’ya getirilmesinin çok ses  getirdiğini ifade etti.

Kurtulmuş, “Şu anda ocak sonuna kadar getirmeyi planlıyoruz, ama  şubata da kalabilir; Karya dönemine ilişkin altın tacın Edinburgh’tan (İskoçya)  Türkiye’ye getirilmesi düşünülüyor, planlanıyor. Tabii bu arada önemli bir şey de  Şeyh Hamdullah Efendi’nin oğlunun 16’ncı Yüzyıla ait el yazması Kur’an-ı Kerim’i  İngiltere’de pazartesi günü müzayedeye çıkacakken, biz cuma günü müzayedeyi  durdurduk, şimdi onun da geri dönüş işlemlerinin yapılması için çalışmalar devam  ediyor.” açıklamasında bulundu.

PRESTİJ PROJELERİ

Bakanlığın kültür alanındaki prestij projeleri konusunda bilgi veren  Kurtulmuş, İstanbul’daki AKM’yi 2019 yılına yetiştirmeyi planladıklarını, Rami  Kışlası’nın bir kitap vadisi haline getirilecek ve yaklaşık 7 milyon kitabın  orada sergileneceğini bildirdi.

Kuleli Askeri Lisesi’nin müzeye dönüştürülmesiyle ilgili ortak bir  çalışmanın yürütüldüğüne işaret eden Kurtulmuş, “Burayı da bir prestij müzesi  haline getireceğiz. Yani diyelim birkaç saat İstanbul’da vakti olan birisinin  Anadolu topraklarındaki bütün kültürel birikimi, zenginliği görmek için gidip  ziyaret edeceği bir müze haline getireceğiz.” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) binasını da 2019 yılına  yetiştirmeyi planladıklarını belirten Bakan Kurtulmuş, şu görüşlere yer verdi:

“Fuat Sezgin’in Ursula Sezgin Kütüphanesi bu yıl içerisinde açacağız.  Oradaki sıkıntımız, Almanlarla yaşanan gerginlikti. 35 bin nadide eser ve el  yazması eser var, bunun yaklaşık 16 binini getirdik, sonra durdu. Araya  Almanya’daki seçimler gelince Almanlar bırakmamaya başladılar. Şimdi biliyorsunuz  tekrar Almanlarla bir iyileşme sürecine girdik. Perşembe günü burada Almanya’nın  çok önemli 15 büyük kuruluşun gazetecileriyle bir araya geldik. Oradan da aldığım  hava, Almanlarda da ciddi bir şekilde Türkiye’yle ilişkilerin yumuşatılması,  rahatlatılması konusunda bir irade var. Ümit ediyorum ki bu Fuat Sezgin  Kütüphanesine de yansıyacaktır ve kısa süre içerisinde oradaki 35 bin kitabı  Türkiye’ye getirmek mümkün olacak.”

SİNEMA SEKTÖRÜ

Sinema sektörüne de değinen Kurtulmuş, bu sektöre verilen desteklerin  2002 ile 2015 arasında 35 kat arttığını, 2002 yılında 30-34 civarında bulunan  yerli film üretiminin geçen yıl 151’ye çıktığını, Buğday, Ayla ve Sarı Sıcak  filmlerinin de uluslararası prestijli alanlara çıktıklarını belirtti.

Kurtulmuş, “Geçen yıl 151 yerli film vizyona girmiş. Yerli film  izleyici sayısında Avrupa birincisiyiz, bu önemli bir şey. Hep sanki şöyle bir  telakki var, Türkiye’de fazla yerli film üretilmiyor, yabancı filmler izleniyor  gibi, öyle olmadığını görüyoruz. Opera ve balede de önemli sayıya ulaşılmış.”  dedi.

“Sinemaya Gitmeyen Çocuk Kalmasın” kampanyasının 2018 yılında da devam  edeceğini de vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye’de 2017 yılında yaklaşık 65 bin kitap  basıldığını, kitap basımı ve çeşitliliği bakımından Türkiye’nin dünyada ilk 10’a  girdiğini aktardı.

Önemsedikleri bir başka hususun da kütüphane hizmetlerinin uzatılması  olduğunu dile getiren Kurtulmuş, Beyazıt Kütüphanesi gibi 7 gün 24 saat açık  kütüphaneler olmasını istedi.

Bakan Kurtulmuş, kültür ve sanatın genç nesiller içerisinde bir  uyanışa vesile olmasının temin ederek, şunları kaydetti:

“Türkiye’de niçin kültür-sanat alanında bence üretken olmadığımızın,  yeterince üretken olamadığımızın temel noktalarından birisi; bizim tam da hiç  taklit edilmeyecek alan olan kültür-sanat, edebiyat vesaire alanlarında taklit  ederek modernleşmeye başlamamızdır. Daha doğrusu modernleşmeyi tamamen şekli,  dışa ait bir mesele olarak görmemizdir. Şehbenderzade’nin söylediği çok güzel bir  söz var, büyük bir eleştiri, diyor ki; ‘İçimizde bir Fransız gibi şarap içebilen,  bir İngiliz gibi vals edebilenimiz, bir İtalyan gibi sanat eserlerini  izleyebilenimiz vardır, ama bir uçak mühendisimiz, köprü yapacak bir mühendisimiz  ya da fabrika kuracak bir mühendisimiz yoktur.’ diyor. Temel mesele budur. Böyle  olduğu için uzun yıllar son derece yanlış uygulamalar oldu, bunu söylediğimizde  bazıları kızıyorlar, ama bu sadece geçmiş eleştirisi anlamında değil zihinsel  kodlarımızı düzeltelim ve bunu yerlileştirelim diye söylediğimiz bir şey.  Biliyorsunuz Türkiye’de yaklaşık 2,5 yıl Türk sanat musikisinin TRT’nin  radyosundan yayınlanması yasaklandı 1936-1938 arasında. Yine zannediyorum 1976 ya  da 1977’dir, konservatuvarda Türk sanat musikisi bölümü yoktu, açılamazdı. Bizim  neslimiz bilir, biz müzik derslerinde Türk sanat musikisi, hele hele Türk halk  musikisi gibi bir şeyi hiç duymadık. Çünkü müzik derslerinde bunların müfredatta  bir şekilde ifade edilmesi belki kanunla falan yasaklanmamıştı, ama uygulamayla  yasaklanmış olan bir durumdu. Gerçekten bu şeyleri yaşadık. Bize ait olanlardan  kurtuldukça adam olacağımızı zannettik. Bu anlamda da dünyanın en sancılı, en  sıkıntılı modernleşmesini, Türk modernleşmesini yaşadık. Halbuki 2 asır evvel  modernleşmeyi doğru bir şekilde başlatabilmiş olsaydık, doğru başlayan bazı  çabaları sürdürülebilmiş olsaydık, bugün ekonomide de kültürde de sanatta da her  alanda çok daha ileriye gitmemiz mümkün olurdu diye düşünüyorum.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER