Cevat TURAN

SON DAKİKA

Son Medya
World Max
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
A. Arslan
E-Posta : aarslan@sonmedya.com.tr
Twitter : https://twitter.com/AlpBozkurt1973

Kapitalizmin seyir defteri ve burjuvazinin son cümleleri

Irak, Libya, Yemen ve Suriye sadece ABD için değil, uluslararası sermaye için de başlangıçta kurulan tüm denklemin altüst olup kumlara gömüldüğü bir bataklığa dönüşmüş durumdadır. Yine de onca yıkıma rağmen, işgalin başında amaçlanan, Suriye ve İran’ın ehlileştirilerek Ortadoğu coğrafyasını yeniden şekillendirme planı hâlâ yürürlüktedir. Söylenebilir ki, ABD içine gömüldüğü bu toprakları, tüm sakinleri için, kendi çıkarları doğrultusunda yaşanmaz hale getirmedikçe yaşadığı yenilgiyi unutmayacak, unutturmayacaktır.

Kapitalizmin seyir defteri ve burjuvazinin son cümleleri
Bu haber 30 Mart 2017 - 23:34 'de eklendi.

Ortadoğu’dan Amerika’ya geleceği tasarlamak…

Kapitalizmin seyir defterini tutanlar, yazacakları son cümleleri düşünmeye başladılar. Yaşanan büyük ekonomi-politik krizlerin dönemselliği koca bir yalandır. Durum, nihai, ölümcül bir sona doğru savrulan burjuvazinin, aslında sürekli yaşadığı çelişkilerinin kendini tekrar tekrar hatırlatması, varlığını her seferinde, sonuçları düşünüldüğünde bir öncekinden çok daha şiddetli bir biçimde yeniden açığa çıkarmasıdır.

Dünya üzerinde durmaksızın hareket eden insanların yüzde 90’ının artık ücretli bir hayat sürdüğünü düşünürsek, yaşanacak sonraki krizlerin neler getirebileceğini az çok öngörebiliriz.

Bilinen ya da hissedilen sonun adım adım yaklaşıyor olması ve burjuvazinin şimdiye kadar ne yapıyorsa, tam da onu yapmaya devam ediyor olması kaçınılmaz olandır. Bu durum, burjuvazinin üretim ve pazar ilişkileri üzerindeki melankolisinin doğal nedenidir. Sınırı yokmuş gibi görünen, hiçbir şekilde durmayan üretim ve tüketim hareketliliği bu melankolinin sonucudur. Burjuvazi geçmişte üstlendiği devrimci rolü bir kahraman gibi cesaretle yerine getirmiş ve kendini, her kahraman gibi ölümsüz olduğuna inandırmıştır.

Var olan her şeyi o veya bu şekilde birer meta haline getiren kapitalizm, Marks’ın yeryüzünde gezinen o tanıdık hayaletini karanlık duvarların arasında tutmanın daha fazla mümkün olmadığının bilincindedir artık.

Arzu edilen Marks, devrimle bağları kopartılmış, insanların gündelik hayatlarından izole edilmiş, sadece üniversite sınırları içinde, akademik çevreler tarafından hakkı teslim edilen birisi olsa da, bunun artık pek de mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Derrida’nın da Marx’ın Hayaletleri’nde dediği gibi, onlar, ”İstesinler ya da istemesinler, bilsinler ya da bilmesinler, insanların tamamı bir ölçüde Marx’ın mirasçılarıdır’.’

Burjuvazinin modern çağda, modern meta haline getirdiği pazar sarsıntıları içinde dünyanın özellikle bir bölümünde çoğunlukla dini farklılıklara dayandırarak kanlı tezgâhlarla kimliksizleştirdiği, yok ettiği insanlar, hayatlarını sürdürmek için kendilerine dayatılan bu gerici, durağan ilişkiler bütününü daha ne kadar görmezden gelebilecektir?

Daha fazla kâr hırsının yol açtığı kapitalizmin döktüğü kanla ağırlaşan baskısına karşı, öfke, bu dönemde mutlaka kendini gösterecektir.

Modern burjuvaziye karşı varlığını güç bela korumaya çalışan küçük sermaye sahiplerinin, serbest pazar ekonomisinin rekabetçi ortamında, yaşanan krizin gittikçe ağırlaşan koşulları karşısında daha fazla tutunamayıp dağılacakları, bu dağılmanın da sonunda işçi sınıfına katılımlarını artıracağı ortadadır.

ABD’nin, 11 Eylül sonrası ve kriz öncesi toparlanma ve krize hazırlanma sürecini Ortadoğu coğrafyası üzerinde yapacağı emperyalist atılımlarla şekillendirmek istemesi, öyle anlaşılıyor ki en başından tehlikeli ve sonuçsuz bir maceraydı ama yine de denendi. Amerika’nın emperyalist sermayenin pazar ihtiyacını 11 Eylül sonrası güç odaklı yeniden şekillendirme saplantısı, geleneksel uluslararası kuralların terk edildiği kanlı bir çaba olarak sürerken, artan şiddetin şiddetle savunulması, silahların her zamankinden daha kayıtsız kullanıldığı, küreselleşme adı altında sürekli hareket halindeki sermayenin yine hareket imkânları gelişmiş, zamanı bükebilen sözde savunma stratejileriyle desteklendiği tüm dünya uluslarına karşı açılmış ve demokrasi söylemleriyle peygamberleştirilen gizli politikalarının Irak’ın işgaliyle başlayıp Suriye’yi de içine alan vahşi serüveni, aslında bir anlamda artık gelişi kesinleşmiş bir krizin daha koşulları oluşmadan hafifletilmesi için, uluslararası toplum için tasarlanmış böyle bir yanılsamayı gerekli kılmıştır.

Ortadoğu’da askeri anlamda istediği sonucu alamayan ABD, bir yandan yeni başkanı Trump’ı ehlileştirmeye çalışırken, diğer yandan devam eden ırkçı-popülist tavrının neden olduğu politik krizin gittikçe derinleşen ve derinleştikçe daha yıkıcı olmaya başlayan sonuçlarıyla boğuşuyor. Bu kaos ortamında Rusya’nın bütün dünyadaki nüfuz alanını genişletiyor olması ve bazı çatışma alanlarında her iki tarafa sınırlı bir alanda bazı ittifakları dayatıyor olsa da, Amerikan yönetimin uykularını kaçıran bir başka sorun olarak yakın gelecekte bir hayla can sıkacağa benziyor.

Büyüyen bütçe açığı, zahmetli bir süreçten sonra belli bir oranda dengelenmiş olsa da dünyanın en fazla sermaye çeken ve kendi parasıyla borçlanma ayrıcalığına sahip ülkesi ABD’nin yapısal sorunlarını aşması epey zaman alacaktır. Buna rağmen, milyonlarca insanın yoksullaştığı, kronik sosyal sorunların şiddetle şekillendiği, tam bir toplumsal çürümenin yaşandığı bu düş ülkesinde sürekli artan savunma harcamaları, hâlâ tüm dünya uluslarını silahların gölgesinde tutmaya yetecek boyuttadır.

Irak, Libya, Yemen ve Suriye sadece ABD için değil, uluslararası sermaye için de başlangıçta kurulan tüm denklemin altüst olup kumlara gömüldüğü bir bataklığa dönüşmüş durumdadır. Yine de onca yıkıma rağmen, işgalin başında amaçlanan, Suriye ve İran’ın ehlileştirilerek Ortadoğu coğrafyasını yeniden şekillendirme planı hâlâ yürürlüktedir. Söylenebilir ki, ABD içine gömüldüğü bu toprakları, tüm sakinleri için, kendi çıkarları doğrultusunda yaşanmaz hale getirmedikçe yaşadığı yenilgiyi unutmayacak, unutturmayacaktır. Ortadoğu ve Kuzey Afrika sahasının yeniden inşa hayalinin, Avrupa’da yaklaşan kritik seçimlerin sonrasında kapsamlı bir şekilde tekrar masaya yatırılacağı da kesindir.

Yıkılan hayat planlarıyla, aşağılanan, yoksulluğa itilen, işkence edilen, öldürülen insanların tehdidi altındaki Batı dünyası ve ABD, Ortadoğu’daki yenilgiyi perdelemek ve durumu daha kabul edilebilir bir hale getirebilmek için, Irak ve Suriye fiyaskosunu uluslararası bir zemine oturtmaya çalışmaktadır. Bu tam da uluslararası normlar ve kurumlarla desteklenmiş, oluşturulmaya çalışılan emperyalist yeni bir yaklaşımdır. Meşruiyet sorunu, yeni işgaller öncesinde NATO ve BM gibi uluslararası kurumların ya yeni baştan düzenlenmesini, veya daha iyi işleyen, daha rahat kontrol edilebilen, sorun yaratmayacak yeni uluslararası kurumlar oluşturulmasını zorunlu kılıyor. Emperyalizmin yeni, işlevsel bir değişimin eşiğinde olduğu, görülmesi gereken somut bir durumdur.

Önleyici savaş safsatalarıyla harekete geçirilen kanlı sömürü aygıtları, emperyalizmin herhangi bir engele takılmadan ilerleyebilmesi ve kendine yeni uluslar inşa ederken, bir yandan da yeni pazarlar oluşturabilmesi için kabuk değiştirmeye başladı. Yeni imparatorluk için yeni uluslararası fonlar, kurumlar ve bu kurumlara uygun yeni normlar gereklidir artık.

ABD’nin Irak’taki yenilgisinin ardından, Suriye’de de NATO ve BM’nin mevcut duruma müdahalesi istenmekte, ancak bu kurumların bu davete pek de sıcak bakmadıkları, en azından öyle bir görüntü verdikleri görülüyor. ABD’nin tek taraflı bencil tavrından çark etmesi ve batılı emperyalistlerle belli ölçüde kopardığı bağları tekrar kurmaya çalışması, öyle anlaşılıyor ki muhataplarından önümüzdeki süreçte iyi bir karşılık görecektir.

Daha başından aldığı yaralar sonrası BOP üzerinde bir revizyona gidilmesi mutlaktır. Bu değişimin yönünün, çatışma alanı ve kaos ortamının yayılması şeklinde kendini göstereceği, hem de ulusların yeniden inşa sürecini ilk aşamada pek de umursamadan, silah, petrol ve doğalgaz odaklı çıkar hesaplarının savunmasız halklar üzerinde vahşice işletileceği bir zamandayız.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ YAZILAR
UA-86138461-1