Cevat TURAN

SON DAKİKA

Son Medya
World Max
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Merve Akan
E-Posta : [email protected]
Twitter : https://twitter.com/siempremiquedar

Sıra dışı sanat

Şakir Gökçebağ, Hamburg–İstanbul arası mekik dokuyan, Türkiye’nin en değerli sanatçılarından biri. Yaptığı işler büyük ilgi görüyor. Çünkü o, gündelik hayatta kullandığımız materyalleri sıra dışı bir şekilde işleyerek onları bambaşka bir gözle görmemizi sağlıyor. Sebzeler-meyveler, ayakkabılar, şemsiyeler ve tuvalet kâğıtları onun çalışma materyallerinden sadece birkaçı…

Sıra dışı sanat
Bu haber 10 Ocak 2017 - 10:00 'de eklendi.

Sanat aslında her yerde, yalnız bazen bakmasını bilemiyoruz. Belki bir sanatçının yardımıyla bu durumu değiştirebiliriz. Bu hafta “Kahve Arası” konuğum Şakir Gökçebağ.

Sosyal medyada karpuzların kesilip kare formunun verildiği fotoğrafı görmüşsünüzdür, ya da halılardan oluşan geometrik şekilli işleri. İşte bunlar ve daha fazlasının altında imzası bulunan isim, Şakir Gökçebağ’dan başkası değil.

Şakir Gökçebağ, Hamburg–İstanbul arası mekik dokuyan, Türkiye’nin en değerli sanatçılarından biri. Yaptığı işler büyük ilgi görüyor. Çünkü o, gündelik hayatta kullandığımız materyalleri sıra dışı bir şekilde işleyerek onları bambaşka bir gözle görmemizi sağlıyor.

Sebzeler-meyveler, ayakkabılar, şemsiyeler ve tuvalet kâğıtları onun çalışma materyallerinden sadece birkaçı. Yarattığı dünya öylesine ilginç, öylesine büyüleyici ki, onun sergilerinde insan başka bir âleme geçiyor.

Denizli doğumlu Şakir Gökçebağ, 2001 yılından bu yana atölyesinin bulunduğu Hamburg’da çalışmalarına devam ediyor. Kendisiyle bu yıl kazandığı Leo Breuer ödülünü, Almanya’da yaşamanın avantajlarını-dezavantajlarını ve işlerini konuştuk. 

sakir-gokcebag-9

Bir dönem Marmara Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptınız. Eğitmenliği neden bıraktınız?

İstanbul’da bıraktım, ama aynı göreve Almanya’da 10 yıl kadar daha devam ettim.  Şu sıralar yapmıyorum evet, ancak sergilerden fırsat olursa yine yapabilirim.

 

Hamburg’da yaşamayı neden tercih ettiniz?

İlk kontağım Hamburg’daki bir üniversite ile oldu: Davet edildim. Aynı daveti Berlin’den aldım. Bir sömestr da orada bulundum. Sonra yine Hamburg’a döndüm.

 

Hamburg’da Türk bir sanatçı olarak yaşamanın hiç zorluğunu yaşadınız mı?

Hamburg özelinde değil de Almanya’da bir yabancı olarak yaşamanın haliyle olumsuzlukları var. İlk zamanlar davet edildiğim sergiler arasında yabancıların uyumunu kolaylaştırmak için düzenlenmiş sergiler de vardı. Bu durumu çok yadırgamıştım. Yani sanatçı olduğunuz için değil, uyum sağlamaya ihtiyacı olan bir yabancı gibi algılanmak… Neyse ki epeydir böyle bir davet almıyorum.

sakir-gokcebag-1

İstanbul ile olan bağlantılarınızı hiç kesmediniz evet ama işlerinizin çoğunu Hamburg’da yapıyorsunuz. Acaba İstanbul’dan yeterince doyum alamıyor musunuz?

Atölyem Hamburg’da ama bir ayağım hep İstanbul’da oldu. Sadece İstanbul’a değil, yurtdışına da odaklanmak lazım. İstanbul doyurucu olsa da, olmasa da fark etmez.

 

İstanbul’da sizi temsil eden bir galeri bulunmuyor. Tek bir galeriyle devam etmeyi neden düşünmüyorsunuz?

Ben her türlü birlikteliğe açık olmuşumdur. Önemli olan izleyiciye bir şekilde ulaşmak ise eğer, bu tek bir galeri ile de olur, farklı mekânlarla da olur. Bu işler malum, arz talep meselesi. 

 

Bu sene geçtiğimiz Eylül ayında Leo Breuer ödülü sahibi oldunuz. Ödülü aldığınızı öğrendiğinizde ne hissettiniz?

İçime doğmadı desem yalan olur, çünkü Leo Breuer ile örtüştüğüm çok şey var. Buna rağmen çok da şaşırdım. Çünkü 200 civarı uluslararası aday arasından tek bir sanatçıya ödül veriliyor.

sakir-gokcebag-8

Form, şekillendirme ve anlamlandırma üzerine muhteşem bir proje olan “Cuttemporary Art”ı yarattınız. Proje nasıl doğdu?

Sanıyorum fotoğraf üzerinde yaptığım çalışmalar bunun ilk habercisiydi. 2000-2001 yıllarında fotoğrafı çizgi üzerinde kaydırarak, kırılmış, pikselleşmiş gibi yaparak başladı.  O yıllarda yaprakları doğal ortamında makasla kesip fotoğrafladığım bir seri var. Bu seride ilk kez objenin kendisine, yani yapraklara müdahale etmiştim. Sonra  “Ayakkabı” yerleştirmeleri, meyveler-sebzeler diye devam etti.

 

Cuttemporary Art’ın işlerini oluştururken dikkat çekici  materyaller kullanıyorsunuz. Materyalleri neye göre seçiyorsunuz?

Cuttemporary Art, sadece meyve ve sebzelerle yapılan yerleştirmelerin adı. Geçici oldukları için de fotoğraflandılar. Ayrıca dikkatsiz okuyanlar için bir bıyıkaltı durumu sözkonusu.

 

Sormak istediğim başka bir konu var: Simetri takıntınız var mı?

Ona “takıntı” değil de “ornament’e yatkınlığım var” desek daha iyi olur.

sakir-gokcebag-7

Şahsen beni en çok etkileyen Trans Layers adını verdiğiniz işleriniz. Bu yüzden de hem kişisel merakımdan, hem de okuyucuların daha detaylı bilgilenmeleri açısından sormak istiyorum: Tuvalet kâğıdıyla yaptığınız işler ne kadar sürede tamamlandı? Özellikle etek formunu verdiğiniz işiniz.

Bahsettiğiniz etek formundaki işin uygulaması bir gün sürdü. Serideki en büyük işi de üç günde bitirebilmiştim. Malzeme çok hassas olduğundan işin büyüklüğüne göre uygulama zamanı çok uzun olabiliyor. Aynı zamanda, bir zamanla yarış sözkonusu; hem hızlı, hem de çok titiz olmak gerekiyor.

sakir-gokcebag-2

Sizi en çok zorlayan materyal hangisi? Şemsiye mi, halı mı, karpuz mu, yoksa ayakkabı bağı mı?

Her malzemenin kendine göre zorluğu var. Malzemeyi tanımak, onunla yeterince pratik yapmak çok önemli. Meyve-Sebze ile yaptığım seride çok zorlanmıştım. Çünkü çok hızlı hareket etmek gerekiyor. Kesme işleminden sonra  beklersen form ve renk hemen değişiyor. Örneğin ilkin elmanın kabuğunu soyduğunuzda problemsiz fotoğraf çekilir ama 20 adet elmanın kabuğunu soyarsanız, ilkin soyulan kabuğun formu bu sırada çoktan değişmiş oluyor. “Bisküvi” ile yaptığım yerleştirmeler de kolay olmadı. Çünkü her bisküvi aynı davranışı göstermiyor.

 

Siz genelde şiddet olaylarından, akımlardan etkilenmeden steril işler ortaya çıkarıyorsunuz. Yalnız dünya ne yazık ki çok ekstra günlerden geçiyor. Önümüzdeki işlerinizde bu ekstra negatifliğe bir gönderme görecek miyiz?

sakir-gokcebag-6

Gündelik politikadan bir etkilenme olursa, bu kendiliğinden ortaya çıkmalı. Zaten sanatın kendisi öyledir. Popülist yaklaşım bana uymuyor. Ayrıca politik bir eser ortaya çıkması için illa şiddet filan olması gerekmiyor; eser, izleyicisi ile bir şekilde iletişime geçer ve ona şiddet harici şeylerden bahsederse, sonuçta bu da politik bir eser olabilir.

 

Son olarak; İstanbul’daki son serginiz 2015 yılında Galerist’deydi. Yakın zamanda, yine İstanbul’da bir solo serginiz olacak mı?

Planlanmış bir şey yok, nasip.

sakir-gokcebag-3

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ YAZILAR
UA-86138461-1