Cevat TURAN

SON DAKİKA

Son Medya
World Max
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Dursun Özden
E-Posta : dursunozden@sonmedya.com.tr
Twitter : https://twitter.com/DursunOzden1

Fidel Castro’nun cenaze töreninde bir çılgın Türk

İstanbul-Moskova-Havana yolu ile 17 saat süren bir uçak yolculuğunun ardından, 29 Kasım ve 3-4 Aralık tarihlerinde Havana ve Santiago de Cuba’da yapılan törenlere, Türk halkı adına elimde Türk bayrağı ile katıldım, Fidel’in sonsuz ve zamansız uğurlama törenlerini belgeledim.

Fidel Castro’nun cenaze töreninde bir çılgın Türk
Bu haber 23 Aralık 2016 - 14:12 'de eklendi.

Karayiplerin yoksul ve mutlu prensi Fidel Castro’ya, adaşı 354 Türk Fidel’den çiçek gönderildi… Küba’nın efsanevi lideri Kumandan Fidel Castro, 90 yaşında sonsuz ve zamansız bir yolculuğa çıktı. Yitik zaman ışığında ve özgürlüğe koşan ateşli al atların yelesinde, “Manyana” diyerek yarınlara koştu.

21. yüzyılın ilk çeyreğinde, sosyalist üretim ilişkisinin bir kalesi gibi ayakta duran ve ABD’nin yumuşak karnında bir hançer gibi kendi cazibesinde, ambargo ve başka tehditlere karşın varlığını koruyan, küçük bir ada ülkesi olan 12 milyon nüfuslu Küba, 1959’dan bu yana varlığını sürdürüyor. Simon Bolivar ve Jose Marti’nin izinden yürüyen Fidel Castro, Küba’ya özgü sosyalist bir yol izlemişti. Küba insanının geleceğini planlamış ve bugüne değin başarıyla taşımıştı. Sağlık, eğitim ve planlı turizm sisteminde oldukça ileri olmasına karşın, dış borçları ve büyüme yavaşlığı bakımından oldukça zorluklar içinde olan Küba ekonomik sisteminin, “Özel Dönem Ekonomik İlişkileri” bakımından aslında bir geçiş uygulaması içinde olduğu da bir gerçektir.

dursunozden_kuba4

Yengeç Dönencesi çizgisinde bulunan Küba’da, tropikal iklim koşulları gereği Ekim-Nisan aylarını kapsayan “yağışlı mevsim” ve Nisan-Ekim aylarını kapsayan “kurak mevsim” koşulları nedeniyle toplumun gereksinim duyduğu her ürün yetişmemektedir. Nikel ve bazı kıymetli madenleri işleyen fabrikaların azlığı, balık ve öteki deniz ürünleri, narenciye, muz, şeker kamışı, tütüncülük ve büyükbaş hayvancılık gibi temel gelir ürünlerinin yetersizliğinin yanı sıra, iklim koşulları gereği her türlü ürünün yetişmemesi de bu zor koşulların aşılması için yeterli olmayabilir.

dursunozden_kuba18

Uzun yıllar Sovyetler Birliği döneminde, ihracat ve ithalatının yaklaşık %70’e varan kısmı, Sovyetlere bağlı bir ekonomik sistemle yürüyen Küba’da, 1990’lar sonrası Sovyetlerin dağılmasıyla şoke edici bir durum yaşandı. ABD ve müttefiklerinin Küba üzerine uyguladıkları acımasız ve yasadışı ambargo ise, bu durumu iyice zorlaştırdı. Tüm bu olumsuz koşullara karşın, disipline edilmiş yaşam tarzı, ilkelerine ve sisteme bağlı bir kültürel özveri, yoksul ama mutlu olmayı başarmış Küba halkı; deniz-kum-güneş ve alternatif turizm olanaklarını en özgürce sunan turizm potansiyeli, dans-müzik-eğlence odaklı estetik ve sanatsal zengin kültürel miras, Latin Amerika ve Karayipler insanının hoşgörü, sıcak, dost ve insancıl yaklaşımı ve Küba halkının konuksever ilişkileri vb. güzel şeyler, her şeye karşın Küba’yı ayakta tutmuş ve yaşanılacak yer olarak tercih edilmesine neden olmuştur.

dursunozden_kuba12

ABD kışkırtmalarına karşın, Miami odaklı kirliliklere direnen Küba halkının en güzel ve en imrenilecek yanı ise, sosyalist üretim ilişkilerinden memnun olmaları, yasalara ve kurallara uymaları, devlet ve milletine bağlılıkları, üretime katılmaları ve üretim koşulları gereği, yaşamsal payı adaletle almaları; çağdaş eğitim-öğretim, meslek edinme, sağlık, ulaşım, iş bulma ve konut edinme gibi temel yaşamsal giderlerinin devlet tarafından karşılanması güvencesi de, Küba halkının sisteme bağlı olmasının bir başka nedenlerindendir.
Küba Devrimi’nin önderlerinden ve kurucu devlet başkanı olan Kumandan Fidel Castro’nun özel mülkiyete ve kendi heykelinin yaptırılmasına karşı yasal uygulama örneği de, Küba halkının sisteme ve devlet yöneticilerine olan güvenini pekiştirmiştir. 1959’dan beri devlet başkanı olan Fidel Castro, rahatsızlandıktan sonra, 159 kişilik Ulusal Meclis kararı ile bu görevini kardeşi olan Kumandan Raul Castro’ya devretmişti.

26 Kasım 2016’da 90 yaşında yaşamını yitiren Fidel Castro, vasiyeti üzerine başkent Havana’da bir Katolik Kilisesi’nde yakıldı ve külleri bir cam kavanoza kondu. 29 Kasım 2016 günü Havana Jose Marti Özgürlük Meydanı’nda yapılan ve binlerce Kübalının katıldığı törende, Castro’nun küllerinin bulunduğu cenaze aracı önünde saygı duruşu yapıldı.

dursunozden_kuba19

Dünyanın değişik ülkelerinden (özellikle Latin Amerika) gelen devlet başkanları, başbakanlar, bakanlar, hükümet temsilcileri, sivil toplum örgütü temsilcileri, yazar ve sanat örgütleri yöneticileri ve üyeleri, şeker kamışı ve tütün tarlalarından, fabrikalardan, okullardan, yaşam alanlarından ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen gazeteciler ve Fidel’i seven binlerce kişi, Kumandan Fidel’e karşı son görevlerini yapmak için oradaydı… Kimi ağlıyor, kimi şarkı söylüyor ve çoğu da yumrukları havada ant içiyorlardı… Ve on binlerin yürekten seslendikleri tek ses, tek çığlık vardı: “YO SOY FİDEL! Hepimiz Fideliz!”

30 Kasım 2016 sabahı ise, Havana sokaklarını dolduran Kübalılar, Kumandan Fidel’in cenaze aracını selamladı ve Santiago de Cuba’ya uğurladılar. 14 saat süren bu yolculuk sırasında, yol güzergâhı üzerinde bulunan tüm köy ve şehirlerde halk, yol kenarında nöbet tuttu ve Kumandan Fidel’in cenazesi geçerken saygı duruşunda bulundular ve çiçekler attılar, marşlar ve şarkılar söylediler. Özellikle Trinidat ve Che Guevara’nın anıt mezarının bulunduğu Santa Clara şehrindeki selamlamalar oldukça duygusal anlara neden oldu. Binlerce insandan oluşan konvoy ve insan seli, çok sevdikleri kurtarıcıları Kumandan Fidel’e bağlılıklarını gösteren, hüzün ve bayram coşkusu iç içeydi.

dursunozden_kuba5

3 Aralık 2016 günü sabahın erken saatlerinde Santiago de Cuba şehrinin en büyük meydanını dolduran Kübalılar, akşam yapılacak anma törenine geldiler. Dünya ve Küba basını canlı yayın için tüm hazırlıklarını tamamladı. Rengârenk giysili öğrenciler, kucağında 5 aylık bebesiyle anneler, madalyalı yaşlı gaziler, yüzlerinde “FİDEL” yazan güzel genç kızlar, farklı ülkelerden gelen konuklar ve devlet büyükleri de alandaydı. Terör ve başka korkuları bilmeyen, güven içinde yaşayan ve alanda özgürce şarkılar söyleyen ve slagonlar atan gençler ve halk; Kumandan Fidel’e son görevlerini, saygı ve sevgilerini haykırmak için meydanları doldurmuşlardı. Tören alanında, yabancı konukların ve Fidel’in arkadaşlarının önünde, emek kahramanları, gaziler, mucitler, kadın örgütleri temsilcileri ve komsomol gençler vardı. Uruguay eski Devlet Başkanı Miço Pepe, Venezuela Cumhurbaşkanı; Brezilya, Peru, Şili, Arjantin, Meksika, Kolombiya, Uruguay, Ekvator devlet başkanları ve çok sayıda ülkenin devlet temsilcileri ve Büyükelçileri vardı. Havana’da olduğu gibi, bu törende de uzunca bir konuşma yapan Küba Devlet Başkanı Kumandan Raul Castro Ruz, abisi Fidel Castro’nun yolundan ayrılmayacaklarını, her koşulda sosyalist Küba’yı yaşatacaklarının kararlılığını ve sözünü verdi. Raul Castro, yumruğunu havaya kaldırdı ve bağırdı: “YO SOY FİDEL… FİDEL, FİDEL!”

Gecenin geç saatlerinde, Santiago de Cuba sokakları ve meydanları dolduran binlerce kişi, bu belgiyi hep bir ağızdan haykırdı: “YO SOY FİDEL… FİDEL!..”

Ve binlerce kişi ant içti, Küba Milli Marşı’nı ve Enternasyonal Marşı’nı söyledi.

dursunozden_kuba17

4 Aralık 2016 akşamı ise, Santiago de Cuba’da hazırlanan kabrin başında defin töreni yapıldı. Merasim mangası askerlerin getirdiği Fidel Castro’nun küllerinin bulunduğu kırmızı örtülü kutuyu, Başkan Raul Castro törenle yerine koydu ve abisi Fidel’e son görevini yaptı. Kırmızı çiçek koydu, onu selamladı ve saygı duruşunda bulundu. İki asker küllerin bulunduğu kutunun konduğu silindirik yapının kapağını kapatıp vidaladılar. Altın yaldızlı kapak üzerinde “FİDEL” yazıyordu. Konuklar ve protokol temsilcileri sıra ile çiçek bırakıp saygı duruşunda bulundular.

“Bizim ve dünyadaki mazlum halkların esin kaynağı Kemal Atatürk” diyen Küba’nın efsanevi lideri Kumandan Fidel Castro’yu, sonsuz ve zamansız yolculuğa uğurladık. Ben de Türkiye’den gelen ve bu uğurlama törenlerine katılan tek Türk insanı olarak, ülkem, kendim ve adı Fidel (bu Türk Fidellerin 153’ü kız) olan 354 Türk vatandaşı adına Kumandan Fidel’i selamladım ve saygı duruşunda bulunmanın dayanılmaz hafifliğini ve mutluluğunu yaşadım. Töreni belgeledim.

dursunozden_kuba6

Öte yandan; Latin Amerika Edebiyat Ödülü almak üzere gittiğim 12 Aralık 1996’da, Havana’da Kumandan Fidel Castro ile yaptığım röportajda, kendisine şöyle bir şey söylemiştim: “Türkiye’deki solcu ve devrimci gençler, Fidel Castro ve Che Guevara’ya tapıyorlar.”

Fidel Castro, kızarak bana döndü: “Sen Kemal Atatürk’ün ülkesinden geliyorsun… Bu ne demek? Söylediklerin doğru değil, eksik, yanlış…”

“Neden?” dedim.

Fidel Castro: “Devrimci Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919’da Bandırma gemisiyle Samsun’a çıktı. 12 kişiydiler. Türk halkını örgütledi ve zafere erişti. 20. yüzyılın başında, dünyada emperyalizme karşı verilen ve zaferle sonuçlanan ilk harekettir bu. Yeni bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurdu. Bizim bile başaramayacağımız Harf Devrimi’ni yaptı. Sağdan sola doğru yazılan Arap alfabesini çok kısa zamanda soldan sağa doğru yazılan Latin alfabesine çevirdi. Kadın ve insan hakları konusunda, çağdaşlaşmada ve başka alanlarda devrimler yaptı. O iyi bir komutan, büyük diplomat ve eşsiz devlet adamıdır. Biz ondan esinlendik; tam 40 yıl sonra, Granma gemisiyle ve 12 kişi olarak Santiago de Cuba’ya çıktık (16 Haziran). Biz de halkımızı örgütledik. Faşist Batista rejimini yıktık ve Sosyalist Küba Devleti’ni kurduk. Biz de devrimler yaptık… Sakın kendinize başka bir önder, ışık, umut ve esin kaynağı aramayın… Devrimci Mustafa Kemal Atatürk, bizim ve dünyadaki öteki mazlum halkların esin kaynağıdır” dedi.

dursunozden_kuba16

Bu röportaj, Milliyet gazetesinde “Türk Fideller” başlığı ile yazı dizisi olmuştu. Ve sonra Fidel Castro, 1961 yılında dönemin Dünya Barış Konseyi başkanı olan ve kendisine Barış Ödülü’nü veren büyük Türk şairi Nâzım Hikmet ile görüşmelerinden ve “Havana Röportajı” şiirinden söz etti. Nâzım Hikmet’in önerisi üzerine, Türkiye’den getirttiği Fransızca, Atatürk’ün yazdığı ‘Büyük Nutuk’ kitabını İspanyolcaya çevirttiğini anlattı. ‘GRAN DİSCURSO/Kemal Atatürk’ adlı bu kitabın, yıllar sonra Küba devriminin öncülerinden olan Arjantinli doktor Ernesto Che Guevara’nın, Bolivya’da 1967’de, La Pez ormanlık alanında, bir okul odasında öldürüldüğünde, sırt çantasından çıktığı bilinmektedir. Tüm bunlara tanıklık etmek beni oldukça duygulandırdı.

Kumandan Fidel Castro, askeri yeşil üniformalı giysisi içinde, kocaman elini omzuma koyup tuttuğunda içimden ılık bir güven duygusu aktığını hissettim. Bir aksakal-bilge derviş, bir baba, bir abi, bir ata gibi beni kucaklamıştı. Ve gazeteciler bizim fotoğrafımızı çekerken, omzumu sıktı ve gülümsedi.

Bu röportaj sırasında ben çok heyecanlandım. Çok duygulandım. Sanki Havana’da, Karayipler Denizi üzerinde mavi bulutların üstünde, beyaz martı kuşları gibi uçmaktayım. Özgür ve mutluyum. Bir o kadar da onurluyum. Mutluluktan ağlayacağım. Ve ardından “Fidel Ağladı” ve “Havana Mavisi” şiirlerini yazdım. (‘Küba Uzak Değil’, Dursun Özden, 1997, İstanbul).

dursunozden_kuba3

Ve şimdi, tam 20 yıl sonra bugün, beni konuk edip bağrına basan Kumandan Fidel Castro’nun ölümü ardından yapılacak cenaze törenindeyim… Ne acı.

Küba’nın Ankara Büyükelçisi Alberto Gonzalez Casals ile yaptığım telefon görüşmesinin ardından, Kumandan Fidel Castro’nun cenaze törenine katılma kararımı bildirdim. İstanbul-Moskova-Havana yolu ile 17 saat süren yorucu bir uçak yolculuğunun ardından, 10 günlük bir Küba serüveni gerçekleştirdim. Bu benim 4. Kez Küba’ya gidişimdi. 20 yıl önce beni konuk eden ve birlikte resim çektirip kendisiyle röportaj yaptığım değerli dostum, büyük insan Fidel Castro’nun ölüm haberi beni acıya boğdu. Çok üzüldüm. Onun uğurlanma törenine katılmak boynumun borcuydu. Görevimdi. Borç para bulup bu törene katıldım. Onur duydum. Bu törene katılan tek Türk olmaktan da ayrıca kıvanç duydum. Bu tarihi ana tanıklık etmekten ve bu anı belgelemekten de ayrıca şanslı olduğumu biliyorum. Yol eri gezgin derviş olarak, dünyanın 99 haline tanıklık etmek, bu olsa gerek… 8 saat zaman farkı ve 17 saatlik uçak yolculuğuna aldırmadan, hayatı belgelemeye devam.

dursunozden_kuba8

Ben bu yoldan 20 yıl önce de geçtim. Tüm bu törenlerde elimde Türk bayrağı ile ülkem yazarlarını, aydınlarını, devrimcilerini ve Türk halkını temsilen ben de bulundum. Türk Fideller adına kabrine çiçek koydum. Tüm bu uğurlama törenlerinin belgeselini çektim. Küba Yazarlar ve Sanatçılar Birliği (UNEAC)’nde yapılan anma töreninde, Fidel’i uğurlama töreni izlenimlerimi ve 20 yıl önce Latin Amerika Edebiyat Ödülü törenleri nedeniyle Fidel Castro ile yaptığım röportajı anlattım. Küba Devrimi’nin 50. Yılı’nda (1999) ve 2008 yılında yeniden geldiğim Küba izlenimlerimi ve değişimi anlattım. ‘Küba Uzak Değil’ adlı kitabımdan söz ettim. Kübalı ve başka ülkelerden gelen konuk yazarlar, ilgi ve hayretle dinlediler ve alkışladılar. UNEAC Başkanı Alex Pausides ile Fidel Castro, Nâzım Hikmet ve Küba edebiyatı üzerine röportaj yaptım. Havana’da Türkiye Büyükelçisi Berris Ekinci, İkinci Sekreter Kadir Turan ve turizmci Murat Gökyokuş ile Küba-Türkiye dostluğunu konuştum. Romanya Mihai Eminescu Vakfı Başkanı Gaetano Longo, Kübalı artist kız Niuvka Castellon ve rehber arkadaşım müzisyen Robin Nuevo Perez, ‘Güle Güle’ filmine konu olan arkadaşım Dory Adoracioh Azva Fernandez ile sohbet ettim.

dursunozden_kuba10

Ayrıca, Havana Vieja Parkında bulunan Atatürk büstünü ve Havana Camisi İmamı Hassan Musa Riegler ve de Kübalı Müslümanları ziyaret ettim. İmam ve cemaatle röportaj yaptım. İki rekat namaz kıldık ve namaz sonrası Fidel için dua ettik. Erkek ve kadın Kübalı Müslümanlarla resim çektirdik. Sayıları 5 binin üzerinde olan Kübalı Müslümanların ibadet yapması için cami gereksinimlerini, 1999’da gittiğimde bana söz veren Fidel Castro’nun sözünde durarak, 2013 yılında bu caminin Suudi Arabistan’ın parasal desteğiyle yapılmasına çok sevindim. Yeni cami için Türkiye’nin isteği olduğunu ve bu Abdullah Mescidi’nin ihtiyacı karşıladığı için, yeni bir camiye gerek olmadığı söylenmektedir. Birkaç kez hacıya ve umreye gittiklerini dile getiren Kübalı Müslümanlar, Konya’yı ve Ankara’da Diyanet İşleri Başkanlığı’nı da ziyaret ettiklerini dile getirdiler… 10 kişiyle kılınan Cuma Namazı’nın ardından Çin sokağında dansa giden Müslüman Kübalı kızların cana yakınlığı ve eğlenceli gülüşleri ardından, “İstanbul’u ve Konya’yı çok seviyoruz. Türkiye’den Kumandan Fidel Castro’nun cenaze törenine gelen Müslüman kardeşimize, şeker kamışı suyu ve ananas ikram edelim” diyerek, konukseverliklerini gösterdiler. Ben de onlara, TRT Belgesel Kanalı için çektiğim ‘Kutsal Su Zemzem / Holly Water Zamzam’ belgeseli DVD’sini verdim. Vedalaşıp ayrıldık…

dursunozden_kuba11

ABD’nin yakın müttefiki olan Türkiye, Küba’ya karşı sürdürülen acımasız ve yasadışı ambargoya karşın, her dönem Küba ile olan iyi ilişkilerini sürdürmektedir. Farklı sınıflardan ve farklı dünya görüşünden pek çok Türk vatandaşı, Küba’yı ve Küba halkını sevmektedir. Küba’da gelişen kültür, sanat, sağlık ve turizm başta olmak üzere, Türkiye-Küba ilişkileri giderek artıyor. İki ülkenin Büyükelçilikleri ve sivil toplum kuruluşları, bu dostluğu geliştiriyorlar. Aramızda 8 saatlik bir zaman farkı bulunan Küba, dost ve kardeş bir ülke…

Kübalılar yarınlarından çok umutlu. Küba’da en çok duyduğum sözcük: Manyana / Yarın…

Küba halkı, yarınlarının ışık kaynağı olan Fidel’i çok seviyor… Her Kübalı bir Fidel…

YO SOY FİDEL!.. “Ben Fidelim / Fidel içimizde”… Küba Uzak değil…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ YAZILAR
UA-86138461-1