Cevat TURAN

SON DAKİKA

Son Medya
World Max
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Ömer Çeşit
E-Posta : [email protected]
Twitter : https://twitter.com/omeriooo

İktidarın söylemi, medyanın algı yönetimi

Dünyanın her yerinde ana akım medya tarafından insanlara, Afrika’da açlıktan ölen insanların dramı “olağan” bir şeymiş gibi sunulur, sadece bu örnek bile emperyalist devletlerin günümüz toplumlarını nasıl bir “duyarsızlaştırma” sürecine soktuğunun en tipik göstergesidir. Benzer bir biçimde ulus-devletler de bu amaca hizmet eder; azınlıkların yaşadıkları acıları çarpıtarak onları “sıradan” ve “anlaşılabilir” bir çizgiye çeker.

İktidarın söylemi, medyanın algı yönetimi
Bu haber 24 Kasım 2016 - 10:20 'de eklendi.

İnsanların çektikleri acılara nasıl tanıklık ediyoruz? Mesafe ve zaman algısı bakış açımızı nasıl etkiliyor?

Medyada haberlerin veriliş biçimi şüphesiz hayatımızı yakından ilgilendiriyor. İktidar mekanizmaları haberlere nasıl yaklaşmamız gerektiğini çoğu kez önceden belirler; siyasal söylemlerle yapılan algı operasyonları, böylelikle acıları farklı biçimlerde kategorize etmemizi sağlar. Ötekinin acısı medyada genellikle yok sayılır ya da ötekileştiren bir söylemle bizlere servis edilirken, toplumun vicdanı da böyle şekillendirilir.

Bilindiği gibi, Gezi Parkı olaylarının medyanın merkezinde yer almasının temel nedeni, İstanbul’da gerçekleşmiş olmasıdır; halbuki ülkenin doğusunda bu çapta protestolar hemen her gün yaşanmaktadır. Ancak bu tarz protestolar gerek yazılı, gerek dijital medyada ötekileştirici bir dil kullanılarak pasifize edilir. Böylelikle başkalarının duyduğu acılara tanıklık edebilme imkânı da araya mesafe konularak engellenir.

Doğuda olan olaylar sanki ülkenin batısında yaşayan insanların çok uzağında oluyormuş gibi bir algı yaratılarak kafamıza işlenmektedir. Öte yandan bazı insanların gözünde bu olaylar, zaten olması gerektiği gibi olmuştur. Örneğin Uludere’de yaşanan trajedi, insanların birçoğu için terörist grupların eylemi ve bombalamasından ibarettir.

Ne var ki, odaklanılması gereken nokta, ne terör, ne de güvenlik meselesidir; oradaki yaşanılanlara birebir tanıklık etmek için yapılabilecek en doğru şey, o acıları yaşayan insanlarla diyalog kurmaktır. Çünkü acılar, doğası gereği bireyseldir. Bireylerin yaşanmışlıklarını dinlemeden veya hissetmeden toplumsal acıları anlayabilmemiz mümkün değildir.

İktidarın söylemleri öyle bir boyuta varmıştır ki, bugün için “insanlık” imgesi hepimizin zihninde tepetaklak olmuştur. İnsanları “acı çeken insanlar” olarak görmek yerine, “acı çekmeleri normal olan insanlar” olarak görmeye başladığımız böylesi bir süreçte iktidarla aramıza belli mesafe koymazsak, insanlığımızdan geriye hiçbir şey kalmayacak.

Sözgelimi dünyanın her yerinde ana akım medya tarafından Afrika’da açlıktan ölen insanların dramı “olağan” bir şeymiş gibi sunulur, sadece bu örnek bile emperyalist devletlerin günümüz toplumlarını nasıl bir “duyarsızlaştırma” sürecine soktuğunun en tipik göstergesidir. Benzer bir biçimde ulus-devletler de bu amaca hizmet eder; azınlıkların yaşadıkları acıları çarpıtarak onları “sıradan” ve “anlaşılabilir” bir çizgiye çeker. Medya organları algı yönetimi ve dezenformasyon taktikleriyle herkese “resmi söylemi” dayatırken, kitlelerin acılara taraflı yaklaşmasının da önünü açmış olur.

Evet, bu konuda oldukça başarılıdır medya; ne var ki, insanların algısını yönlendirerek acılara tanıklık edilmesini engellemekle beraber, öte yandan toplu bir başkaldırı ihtimaline de hazırlıklıdır. Çünkü devletlerin “düşmanlara” gereksinimi vardır, bunu da medya aracılığıyla yaratır ve devletler ancak bu sayede ayakta kalır. Dünya üzerindeki tüm iktidar mekanizmalarını besleyen sürecin bir ayağında “düşmanlar” varsa, diğer ayağında da “ötekiler” vardır.

Bir devletin dünya kamuoyunda “meşruiyet zemini” oluşturabilmesinin yolu, kitlelerin içine tehdit ve korku tohumları saçarak, onları sürekli teyakkuz halinde tutmasından geçer. Tıpkı ABD’nin 11 Eylül sonrası, nükleer silah bulundurduğu gerekçesiyle Irak’ı işgal etmesinin uluslararası kamuoyu nezdinde “onaylanması” gibi. Halbuki olayın ardından Irak’ta nükleer silah olmadığı ortaya çıkmış, ancak insanlar bu duruma yeterli tepkiyi göstermediği gibi, sanki hiçbir şey olmamışçasına gündelik yaşamlarına devam etmiştir ve 1 milyondan fazla kişinin öldüğü büyük bir insanlık trajedisi de bir çırpıda unutulup gitmiştir.

Çünkü medya, toplumsal algıyı bir kez değiştirdiğinde, insanların geçmişte kocaman bir yalanın içinde yaşadıkları gerçeğini kabul etmesi de son derece güçleşir; tüm olan bitenin ayrımına varacak kadar net kanıtlarla karşılaşsalar bile, akıl dışı bir biçimde görmezden gelmeye eğilim gösterirler. Reddedilen gerçekler görmezden gelindiğinde de “uygarlık götürme” adı altında, mevcut gerçekliğin yerine bambaşka bir “ütopik gerçeklik” inşa edilir.

Yaşanılan her dramın kendine özgü bir hikâyesi vardır, eğer ki bu hikâyelerle ilgilenmezsek insanların acılarına da dokunamayız. Aslında hepimiz için tek çıkış yolu, edebiyattır; çünkü edebiyatın temel konusu tam da budur, yani “insan”dır. Yaşanılan acıların derinlemesine analizi ve alt metinlerini ancak edebiyatla hissedebilir, toplumsal bakış açımızı ve empati duygumuzu da ancak böyle genişletebiliriz.

Edebiyatın bir başka özelliği de, anlatının içine okuyucuyu da katarak, acıya karşı duyulan suni uzaklığı ortadan kaldırabilmesidir. Zaten sırf bu yüzden, meseleye, insanların iç dünyasını, sosyo-psikolojik süreçlerini kavramaya çalışmadan yaklaştığımız için büyük trajediler bir anda “küçük” olaylara dönüşüyor ve birdenbire “normal” hale geliyor.

Kendimize edebiyatı kılavuz edinelim; hem acı çeken ruhların, hem de kendi ruhumuzun ıstırabını dindirebilmek için…

Bütün “normallik”lerden kurtulup her şeyi “anormal” hale getirebilmek için…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ YAZILAR
UA-86138461-1